|
|
 |
Makaleler |
| |
|
Kariyer Yönetimi Bireysel Çıkış Noktası Olabilir mi? (Fulya Kurter)
|
|
Tükenmişlik, kişinin beklentileri, tutumları, güdüleri ve duygularını içeren bireysel düzeyde ortaya çıkan, olumsuz psikolojik bir deneyimdir. Kişinin mesleğini doğru seçmiş olması hiç bir zaman ‘tükenmişik’ yaşamayacağı’ anlamına maalesef gelmemektedir. Çünkü kendini doğru değerlendirmiş, en iyi yapabileceğini düşündüğü ve doyum sağlayacağına inandığı mesleğe yönelmiş olan kişinin beklentileri de ona göre yüksek olacaktır. Bu sebepten meslek seçiminin önemi kadar, kişinin yeniden değerlendirme yaptığı farklı basamaklardan oluşan ‘kariyer planlama’ kavramını öne çıkarmakta fayda vardır. Çünkü dönemsel olarak kabul edilebilecek tükenmişlikle kişisel olarak başedebilmek yaşam boyu devam eden bir planlama bilinciyle biraz olsun kolaylaşabilecektir.
Devamını okumak için
|
| İnnovasyon |
|
Globalleşmenin etkisi ile dünyada tüm mal ve hizmetlerin bolluğu söz konusu, artık her malın ve hizmetin yüksek sayıda hatta ihtiyaçtan fazla arzı var. Tüm piyasalarda, rekabet arttı, karlılık düştü, vadeler uzadı. Kendinden büyüklerle mücadele etmek için daha fazla üretmek, daha fazla satmak bir yöntem olabilir, ama nereye kadar.
Devamını okumak için
|
| Kariyer Yönetimi ve Planlama |
|
Demokratik toplum insanların istedikleri zaman istedikleri yerde ve istedikleri şekilde çalışabilmelerine imkan sağlayan toplumdur. Diğer bir deyişle, istihdamda gönüllülük esastır. İnsan yeteneklerinin ortaya çıkarılması, değerlendirilmesi, enerjisinin önemli bir kısmının örgüte aktarılması demokratik ortamlarda insana duyarlı bir yönetimle mümkün olabilir (Yüksel,2000:2) Demokratik yönetim anlayışının en önemli unsuru olan gönüllülük, bireyin iş yaşamında tercihlerini yaparken özgür olmasını ifade eder. Kendi geleceği ve örgüt içerisindeki konumu hakkındaki kararları kendisi alır ve kariyerinin doğrultusunu kendisi saptar. Ancak hem çalışan ve örgüt açısından önem taşıyan bu kararların alınmasında yönetim çalışana yardımcı olmak, kariyerin gelişimi ve doğrultusu açısından yol gösterici olmak durumundadır.
Devamını okumak için
|
|
Kişiliğin Dört Rengi ve Renklere Koçluk
|
|
Kırmızı: İşin içinde olmak, sorumluluk almak isterler, hedeflere odajklıdırlar,organize olma yetenekleri fazladır.Dinamik ,aktif ve kararlıdırlar.Kendi kararlarını kendileri verirler,hızlı karar alır ve eyleme geçerler.Sabırsız ve sonuç odaklıdırlar. Otoriter, gücü ve kontrolü ellerinde tutmak isterler.bağımsızdırlar, bireysel çalışmayı tercih ederler ve özgüvenleri yüksektir, mükemmel ve güçlü olmak isterler. Rekabetçi,mücadeleci,hırslı ,pratik ve uygulayıcıdırlar.
Kırmızılara koçluk yaparken,liderlik potansiyelleri olduğu göz önüne alınmalı, sözü fazla uzatmadan sadede gelinmeli,fikirleri alınmalı,çok üstlerine gidilmemeli,faydalarına yönelik konular öne çıkarılmalı,iş onların kabul edeceği düzeyde olmalı ve söz kesmesine tepki gösterilmemelidir.En zor işlerin üstesinden gelebilecek motivasyona sahip oldukları için kırmızılar aktif işlerde görevlendirilmelidir.
Devamını Okumak İçin
|
|
Meslek-Sektör-İş-Kariyer : Hangileri Bizim Seçimimiz? (Neslihan Serbest)
|
|
Hiç merak ettiniz mi bilmem ama yapılan araştırmalardan bir kısmı geldiği noktayı planlayarak gelenlerin sayısının yüksek olmadığını göstermektedir. Gerçekten de yaşamımız için çok önemli olan mesleki kararları alırken bilinçlilik düzeyimizin yüksek olmadığını çevremizden de gözlemlemekteyiz. Son 5-6 yıldır daha bilinçli bir olsa da geniş kitlelere ulaşmış bir bilinçlilik düzeyinden söz edemeyiz. Kariyer kuramlarında 0-25 yaş arası işe hazırlık, 18-25 örgüte girme, 25-40 kariyer başlangıcı, 40 -55 kariyer ortası, 55 üstü kariyer sonu olarak belirlenen yaş aralıklarını görüyoruz. Bu yaş aralıklarını göre ülkemiz gerçeklileri ile örtüştürerek şöyle bir saptama yapabiliriz; okul çağındaki çocukların dikkatlerini topladığı iki belirleyici sınav dönemi 0-25 aralığına denk gelmekte ve gerçekten de ilköğretimin tamamlanması, ortaöğretime geçiş de tam bu dönemde yaşanmaktadır.Ortaöğretim kurumları ise çeşitlilik göstermektedir; yükseköğretime öğrenci yetiştiren lise programlarının dışında mesleki teknik eğitim veren ortaöğretim kurumlarına yöneliş ve belki örgütegirme bu döneme rastlamaktadır.
Devamını okumak için
|
|
Mutlu İnsanlara Dönüşmek (Neslihan Serbest)
|
|
Bugün bir seminerim vardı…”Olumlu düşünmek ve olumlu yaşamak” başlıklı..Benim açımdan çok keyifli ve güzel geçen bir çalışmaydı.. Çalışmadan bana kalan şu oldu..Bildiğim bir bilgi daha da sağlam temellere oturdu zihnimde…O da şu;insanlar çoğunlukla sevmediği işleri yapıyorlar ve mutsuz yaşıyorlar…Olumlu düşünebilme istekleri ve inançları bile kalmamış..Mutlu olabilmek severek yapılacak bir işte çalışmakla mümkün… Dün yaşadığım başka bir olayda da iyice belirginleşen bir durum bu…Kızımın ortodonti tedavisi için dişçiye gittik randevu saatimiz 19:00, ellerindeki listeye göre 16:30, bizi doktorun yanına çıkartan görevli ve diğer görevliler bizim orada beklediğimizi göre göre ,üstelik “iyi akşamlar “bile demeden kaçar gibi hastaneden çıkarken , ben biraz tahminlerim sayesinden doktoru kaçırmadan muayenemizi olduk.. İşimiz bittiğinde saat 20:20 idi ve bunun çok uzun bir kısmı bekleyerek , diğer kısmı da olan biteni hastane sahibine aktararak geçti.Hastane sahibine hem durumu, hem genel gözlemlerimi anlattığımda bana içtenlikle şöyle bir açıklama yaptı “her hafta eğitimler düzenliyoruz, bu eğitimlere de çok paralar ödüyoruz…”Bu cümleden sonra şöyle söyledim…O halde en kısa zamanda bir” çalışan memnuniyeti “ araştırması yaptırın çünkü, sizin personeliniz ,yüzüyle ,bakışıyla, davranışıyla buradan memnun olmadığını gösteriyor, hem eğitime harcadığınız paraya, hem de buraya harcadığınız paraya yazık dedim…
Devamını okumak için
|
|
Televizyonun Okuma Yazma ve Düşünme Alışkanlıkları Üzerindeki Etkileri
|
|
Göktürk, kitabının ’Günümüzde Okumak’ başlıklı bölümünde televizyonun, insanın okuma, yazma, düşünme alışkanlıkları üzerindeki olumsuz etkilerini, 1984’ün son ayında, küçük bir Amerikan kasabasında yaşanan ilginç bir olayla örnelemeye çalışıyor. Ki 1984’lü yıllar televizyonun henüz masum olduğu yıllardı. Söz konusu kasaba, New York’un yüz elli mil kuzeydoğusunda, on yedi bin nüfuslu Farmington kasabasıdır. Bu kasabada, bir ay içinde herkes televizyonunu kapatmıştır. Nasıl? Farmington halk kitaplığının, çocuk kitapları bölümü başkanı Nancy De Salvo adlı bir bayanın öncülüğünde.
Bugün ABD’de kişi başına televizyon kullanımı günde yedi saati aşar. Otuz altı kanaldan yirmi dört saat boyunca kesintisiz yayın yapılır. Okul yaşı altındaki çocuklar haftada otuz altı saat bakarlar televizyona. Emeklilik yaşına gelmiş her Amerikan yurttaşı, yaşamının toplam on bir yılını kutuya bakmakla tüketmiş olur.küçük Farmington kasabası da kutudan payını aldığı için, evlerin kocaman bahçeleri, okulların oyun alanları, yüzme havuzları bomboştur. Çocuklarla gençlerde, son yıllarda göze çarpar ölçüde davranış değişiklikleri belirmiştir. Nancy De Salvo, kitaplığında altı yedi yaşında çocuklardan bir topluluğa Kızılderili masalları okurken, çocukların üç yaşındaymış gibi davrandıklarına tanık olur. Kimisi gözlerini bir noktaya dikmiş heykel gibi durur, kimisi bir dakikadan fazla dinleyemez, kimisi itişir kakışır. Eskiden içlerinden birisi ağlayacak olsa gözleri doluveren çocuklar, bönce bir aldırmazlık, katılık içindedirler. Hepsinin kafasında olağanüstü güçte “Süpermen” türünden kahramanlar. Hepsinde tek yönlü, kaba, duygudan yoksun bir kişilik oluşumu. On altı yıldır kitaplıkta görev yapan Nancy De Salvo, üzüntüyle gözlemler çocuklardaki bu değişimi.
Devamını okumak için
|
| Mutsuzluk Ahlaksızlıktır. |
|
Mutsuz olmamız, kahır çekmemiz için ne çok sebebimiz var! Olup bitenin, acı verici durumu karşısında mutsuz olmak daha insana yakışan bir şey değil midir?
Değildir! Mutlu olmak, insan olma sorumluluğu taşıyan herkesin bir sorumluluğudur.
Prof. Dr. Ahmet İnam
(ODTÜ Felsefe Bölümü Başkanı)
Son zamanlarda sık sık kendime söylediğim bir söz: "Mutsuzluk ahlâksızlıktır." ahlâk yaşamının hedefi mutluluktur; mutluluk ahlâkına göre yaşamalıyız anlamında söylemiyorum bu sözü. "Mutluluk", "mutsuzluk" kavramlarından, çağımız insanının çoğunlukla anladığını anlamıyorum. Bu kavramların farklı yorumlarına gerek duyduğumuzu düşünüyorum.
Akıllı mutsuz, salak mutlu mu olur ?
Devamını okumak için
|
|
İK Yöneticileri Proje Yöneticilerini Seçerken Nelere Dikkat Etmeli?
|
|
Günümüzde bilindiği gibi firmaların yaptığı işlerin çoğu proje olaraknitelendirilmektedir. Projeler, başlangıcı ve bitişi tanımlı olan, bir defada yapılan işlere denilmektedir. Operasyonlar gibi süreklilik arz etmezler. Projeler önceden yapılmayan işleride içerdiğinden yapısı itibariyle belirsizlik içerir ve bu da projelerin operasyonlara göre riskli taraflarıdır. İşletmeler belli bir ürünü sürekli üretmekte olduğu gibi operasyon işlerini ya da yeni ürün geliştirme, mevcut sistemleri iyileştirme gibi proje işlerini yaparlar. Projeler önceden yapılmayan işleri içerdiğinden proje işlerinin planlanması başarı için şarttır. Planlama belirsizliğin yönetiminde ve proje işlerinin takibinde elimizdeki en önemliaraçtır. Projeler yapıları itibariyle dinamiktirler. Hiçbir proje planı değişmeden kalmaz.Uygulama esnasında sürekli değişimler planın tekrar düzenlenmesini zorunlu kılar.
Projeler operasyonlara göre farklılık içerdiğinden proje yöneticilerinin yetkinlikleri de de operasyon yöneticilerine göre farklı olmalıdır. Projeler bir şirketin kaynaklarının çoğunu bağladığı ve şirketi ileriye hızla götürecek olan iddialı faaliyetler olabilir. Bu sebeple özellikle İnsan Kaynakları Yönetimi açısından bir proje yöneticisinin seçim kriterleri önemarzetmektedir. İnsan Kaynakları Yöneticileri projeler ve projeleri yönetmek için yöneticilerin hangi nitelikte olması gerektiği konusunda bilgi sahibi olmak durumundadır. Proje yöneticisien başta iyi bir planlamacı ve dikkatli bir denetimci olmak durumundadır. Uygulamaesnasında yapılan işlerin plana uygun gitmediğinin sürekli takibi gerekmektedir.İK yöneticisi öncelikle işletmede yapılan projeleri gözlemeli veya yapılması planlanan projelerin özelliklerini tanımlamalıdır. Gözlemler aşağıdaki kriterler gözönünealınarak bilgi toplanabilir.
Devamını okumak için
|
| İnsan Kaynakları Yönetimine İş Süreçleri Yaklaşımı |
|
Giriş:Hatırlanacağı gibi 1980’ler otomasyon dönemiydi. Üretimde robot kullanımı özellikle Batı ülkelerinde çok yaygındı. 1990’larda ise Toplam Kalite Yönetimi kavramlarının kullanılmaya başlanmasıyla İnsan unsuru ön plana çıktı. Yetki devri, sahiplenme, iş yerinde çapraz bölümler arası grup çalışmaları, kendini yöneten ve çalışanlarca oluşturulan iş grupları gündemde olan kavramlardı. EFQM modeli ise (Avrupa İş Mükemmelliği Modeli) çalışanın rolünü ve önemini vurguladı.· 1990’lar ayrıca iş süreçleri yaklaşımı dönemiydi. İş süreçleri yönetim, operasyon ve desteksüreçler olarak üçe ayrılmıştı. İnsan Kaynakları (İK) Yönetimi, Finans ve Bilgi İşlem ile birlikte destek süreçler arasında sayılmaktaydı. Sözü edilen EFQM modeli İK Yönetimi ile operasyon çalışmaları arasındaki ilişkiyi müşteri tedarikçi görüş açısından oluşturur ve iş sonuçlarının daha iyi alınması için İK süreçlerinin tanımlanmasını şart koşar. Bu makalede İK uygulamaları iş süreçleri bakış açısıyla incelenmektedir.
Devamını okumak için
|
|
|
|
|