Coaching International

Akredite Koç Eğitim Programı I. Modül Hafta Sonu Programı : 23 Mayıs 2015, Öğrenci Koçluğu Eğitimi 13-27 ve 22-26 Haziran 2015, 31 Mayısa kadar kayıt olanlara çok özel fırsatlar, İK' cılar İçin Koçluk Eğitimi 29-31 Mayıs 2015, Integral Liderlik Koçluğu Eğitimi 11-15 Haziran 2015, İstanbul dışında hiçbir yerde şubemiz yoktur.

Basında Biz

Dünya Gazetesi ile koçluk konusunu konuştuk.

Dünya Gazetesi ile Koçluk Konusunu Konuştuk

Koçlukta globalleşmeyi hedefleyen ID Coaching,Türkiye'de de hizmet alanını genişletmeye devam ediyor.

İSO Dergisi'nin İş Yönetimi'nde Koçluk Konusunu Konuştuk

İSO Dergisi ile Kurumsal Koçluk Hakkında Konuştuk:

http://www.iso.org.tr/tr/web/statiksayfalar/sanayidergisi.aspx


Koçluk (Coaching) nedir?

Koçluk, kişileri ve kurumları bulundukları noktadan ulaşmak istedikleri noktaya taşıyan, bireylerin ve organizasyonların performanslarını arttırarak iş ve özel yaşamlarında sıra dışı sonuçlar elde etmelerini sağlayan profesyonel, planlı ve sürekli bir gelişim ilişkisidir. İşlevsel olarak kimileri tarafından yanlış anlaşılarak koçlukla eş tutulan danışmanlık, mentorluk (akıl hocalığı), terapi, eğitim vb. disiplinlerden farklıdır. Terapi probleme odaklı ve iyileştirme amaçlıdır, koçluk çözüm odaklı olup yeni olasılıklar yaratır. Koçluk ilişkisinde hareket, sorumluluk ve takip üzerinde durulur. Danışmanlık, uzmanlık alanlarında bilgi verir, problemleri teşhis eder, reçete yazar, çözüm getirir. Koçluk ise danışana kendi çözümlerini buldurur. Mentor, sahip olduğu tecrübeyle yol gösterir. Koçlar mentorluk yapabilir ancak bu koçluk ilişkisi değildir.


Koç kimdir, nasıl katma değer sağlar?
Kişilerin ya da kurumların belli hedefleri vardır. Bu hedefe ulaşma sürecini yolculuk olarak adlandırırsak; koç danışanın profesyonel yol arkadaşıdır. Yolculuk boyunca koç danışanın potansiyeline odaklanır, danışana ayna tutar, güçlü yanlarını fark etmesini sağlar, onu cesaretlendirir, motive eder, kaynaklarını kullanmasını ve hedefe en kısa yoldan ulaşmasını sağlar. Koç ve danışan arasında kurulan sinerjik ilişki, danışanın gelişmesini ve performansının artmasını sağlarken, zaman, para, enerji vb kaynaklarda tasarruf sağlanır.


Koçluk neden işe yarar?
Koçluk sisteminde her insan ve her kurum eşsizdir; tektir. Bu nedenle davranış modelleri ve stratejileri birbirinden farklıdır. Koçluk, hedefe giden yolda danışana hazır reçeteler sunma yerine, danışanın kendi stratejilerini oluşturmasını, potansiyelini keşfederek kendi kanatlarıyla uçmasını sağlar. Koçluk sayesinde kişisel veya kurumsal körlük ortadan kalkar, farkındalık kazanılır. Farkındalık bakış açılarına normalden daha derin bir netlik getirir, danışanı hedefine odaklar. İçinde bulunduğu sistemi anlamasına, sistemi oluşturan dinamikleri (etkileşimleri) fark etmesine yardımcı olur. Kişilerin ve olayların arasındaki ilişkileri netleştirir. Ataleti önleyerek kişi ya da kurumları harekete geçirir,”bir gün” noktasından “bugün” noktasına taşır, vizyonunu parlatır, tutkuya dönüştürür. Danışanın geçmiş deneyimlerinden çıkardığı dersleri geleceğe aktarmasını, potansiyel kaynaklarını aktive ederek hedefine hızla ulaşmasını sağlar.


Koçluk hizmetinin sonuçları nedir?
Koçluk süreci sonucunda danışanlar öğrenme kapasitelerini geliştirir, kişisel performanslarını arttırır ve yaşam kalitelerini geliştirirler. Manchester Inc. tarafından yapılan bir araştırmada koçluk programlarına yapılan yatırımın geri dönüşü (ROI- Return on Investment) yapılan ilk harcamanın 5,7 katı olarak bulunmuş. Fortune 1000 şirketlerinde çalışan ve koçluk almış yöneticiler üzerinde yapılan bir araştırmaya göre üst düzey yöneticilerin % 77’si astlarıyla ilişkilerinde,% 71’i üstleriyle ilişkilerinde,% 67’si ekip çalışmasında,%63’ü iç ilişkilerinde, % 61’i iş tatmininde,% 52’si problem çözmede,% 44’ü kuruma bağlılıkta,% 37 ‘ si müşteri ilişkilerinde ciddi ilerleme kaydettiklerini belirtmişlerdir.


Bu faydaların yanı sıra koçluk hizmetinin klasik eğitimlere göre de çeşitli avantajları var. En önemlisi de kişinin üzerinde kalıcı bir değişim sağlamasıdır. Case Western Reserve Üniversitesi'nde yapılan bir araştırmaya göre koçluğun etkisi yedi yıl sürmektedir. Eğer özel bir takip sistemi kurulmazsa, klasik eğitim ve seminerlerde bu etki birkaç ayla sınırlı kalmaktadır.

 

Koçluk süreci nasıl işler?
Koçluk, koç ile danışan arasında güven ve gizlilik gerektiren bir "ortaklık" ilişkisidir. Bunun yanı sıra karşılıklı sorumluluk ve istikrarlı bir çalışma gerektirir. Koçun ele aldığı konular, danışanın güçlü ve gelişmeye açık yönleri ile hedefleridir. Süreçteki temel amaç ise danışanın vizyonunu gerçekleştirmesi için eylem adımlarını belirlemek, performansını artırmak ve süreç boyunca kendisine ayna tutmaktır. Süreç, koç ile periyodik olarak (genelde haftada bir) yapılan birebir görüşmeler ve her görüşme sonunda alınan kararlarla devam eder. Görüşmelerde odaklanılacak konuyu danışan belirler. Koç danışanı aktif olarak dinler, gözlem yapar ve güçlü soruları ile konuya katılır. Her görüşmede bir önceki görüşmede alınan kararlar ve danışanın dönem içinde yaptıkları değerlendirilir. Koç, danışanın şu anda bulunduğu yer ile gelecekte olmak istediği yere ulaşmak için yapmak istediklerine konsantre olur. Koçluk, daha iyi odaklanabilme ve çeşitli seçeneklerin var olduğunu fark edebilme sayesinde, danışanı geliştirir. Profesyonel koçlar, elde edilen sonuçların danışanın kendi eğilimleri, seçimleri ve hareketleri ile gerçekleştiğini kabul eder.


Koçla çalışmaya başladıktan sonra neler değişir?
Koç ile danışan arasında güvene dayalı olarak kurulan sinerjik ilişki sayesinde, danışanlarda duygusal zekâ gelişir. Kendileriyle ilgili farkındalık kazanırlar, potansiyellerini keşfederler ve özgüvenleri artar. Karşılaştıkları durumlara farklı açılardan bakma, daha yaratıcı ve çok boyutlu düşünme, çözüme odaklanma, değişime açık olma, yüksek motivasyon, cesaret ve sorumluluk alma gibi kazanımların yanı sıra sosyal farkındalıkları artar, iletişim becerileri gelişir ve çevreleriyle daha sağlıklı ilişki kurarlar. Hedeflerini daha kolay ve etkin bir şekilde belirleyip kaynaklarını daha etkin kullanırlar. Önceliklerini belirleyip ertelemeyi bırakırlar. Özyönetim becerisi geliştirerek etkili adımları atmaya hemen başlarlar ve kendi yaşamlarının lideri olurlar. Geçmiş hatalarından ders çıkarır, sürekli öğrenerek performanslarını artırırlar. İş ve özel yaşamları arasındaki dengeyi daha rahat oluştururlar. Kısaca koçluk süreci sonucunda danışanlar öğrenme kapasitelerini geliştirir, kişisel performanslarını arttırır ve yaşam kalitelerini geliştirirler.


Koç ve danışan arasındaki ilişki nasıl olmalıdır?
Koçla danışanın aynı hizada olduğu koçluk ilişkisi karşılıklı güven, dürüstlük, saygı ve sorumluluk temelline dayanır. İki tarafın da birbirini dinlemesi ve yeni fikirlere açık olması gerekir. Konuşulanlar gizlilik esasına bağlı olarak sadece koç ve danışan arasında kalır. Danışan, koçtan bir hedefini gerçekleştirmek konusunda destek alır. Ancak sonuçta değişimi yaratacak adımları atan danışanın kendisidir. Süreç boyunca, koçun sorularıyla yeni bakış açıları geliştirir. Bunları yaparken duygusal bir bağımlılık oluşmaz, çünkü koç danışanın psikolojik sorunlarını çözmeye çalışmaz. Koç “danışan kendi özel ve iş yaşamının uzmanıdır” yaklaşımına sahiptir. Ayrıca her danışanın yaratıcı olduğunu, kendi öz kaynakları olduğunu ve bir bütün olarak var olduğunu kabul eder. Bu temele dayanarak koçların sorumluluğu, danışanın başarmak istedikleri ile uyum içinde çalışmak, danışanın kendini keşfetmesini sağlamak, danışanı kendi çözüm ve stratejilerini bulmasında cesaretlendirmek ve danışana sonuçlardan kendisinin sorumlu olduğunu hissettirmektir.


Kurumda koçluk veya mentorluk sistemini hayata geçirmek için neler yapılabilir?

Öncelikle kurumlarda koçluk için temel parametrelerin kurulması ve koçluk ortamının oluşturulması gerekir. Bu konuda profesyonel bir koçluk şirketinden destek alınabilir. İkinci adım dışarıdan koçluk hizmeti alma ya da çalışanlar arasından koç yetiştirme suretiyle koçluğun sisteme entegre edilmesidir. Kurumlar, çalışanların koçluktan yararlanması için koç ya da koçlar istihdam edebilir, ya da yöneticilerine koçluk eğitimi aldırabilir. Eğitim alan yöneticiler, çalışan performansını artırmak için koçluk becerilerinde yetkinleşme amacıyla en az üç ay süreyle bir dış koçtan mentorluk desteği almalıdır. Profesyonel bir koçluk hizmeti alırken kurumlar, koçun sertifikasyonunu, koçluk deneyimini ve kurum kültürü ile uyumunu dikkate almalıdırlar. Çünkü başlangıçta da belirttiğimiz üzere, koçluk danışmanlık, eğitim, terapi ya da mentorluk değildir. Kurumun iç dinamiklerini harekete geçirmek için sertifikalı ve yetkin koçları görevlendirmek gerekir.

 

Kurumsal koçluk, koçluktan farklılık gösterir mi?
İster kişi, ister kurum olsun koçluğun odağı, danışanın arzuladığı geleceğe ulaşmasıdır. Ancak, kurumsal koçluk kişisel koçluktan farklıdır. Kurum çalışanları işlerin yürümesinden sorumludur. Aksi takdirde kimsenin işi olmayacaktır. Bu nedenle kurum koçları çalışanların kişisel gelişimiyle organizasyonal gelişim arasında paralellik oluşturmak zorundadır. Burada en önemli nokta çalışanın vizyonuyla kurumun vizyonunun entegre olup olmadığıdır. Kurumun vizyonunu sahiplenmiş çalışanlardan oluşan bir organizasyon, koçluk sayesinde değişime açık, esnek, dinamik ve sürekli öğrenen bir organizasyon haline gelecek, böylece kurumsal hedeflere hızlı ve daha az maliyetle ulaşılacaktır.

 

Kurumsal koçluğun amacı nedir?
Küresel rekabetin damgasını vurduğu son çeyrek yüzyılda, çağdaş yönetim anlayışının merkezinde insan vardır. Nitelikli insan kaynakları kurumların en önemli sermayesi durumuna gelmiştir. Kurumsal koçluğun başlıca amaçları, kişilerin performanslarını artırmak, kurumun hedefini tam olarak benimsemelerini sağlamak, sorunların kaynağını ortaya çıkarmak ve çözümler bulmak, motivasyonu yükseltmek, kurumun çalışanlara, çalışanların da kuruma olan güvenlerini artırmak, keyifli, verimli, üretken bir çalışma ortamı yaratmak, kişilerin yaratıcılığını ortaya çıkarmak, ben yerine biz kavramını yerleştirmek, gelişime ve büyümeye açık zihinler oluşturmaktır.

 

Kurumsal koçluk kuruma ne gibi katkı sağlar?
Koçluk kurumlarda bütünsel bir katkı sağlamaktadır. Toplam kalite ve mükemmellik yönetimi anlayışının temelindeki sürekli gelişmenin yolu, çalışanların kişisel becerilerini geliştirmekten geçmektedir. Çünkü kurumlar en zayıf halkaları kadar güçlüdür. Araştırmalar, koçluğu uygulayan şirketlerin altı kat daha fazla verimli olduğunu göstermektedir. Koçluğu uygulayan işletmelerde dikkati çeken sonuçlar, daha az eleman sirkülasyonu, daha etkili liderlik, daha odaklı takımlar, daha etkili stratejilerdir. Koçluk sayesinde yöneticiler takımlarını daha iyi motive ediyor ve uyumlu hale getirebiliyorlar. Şirketler hem üst düzeyde, hem de alt düzeyde çalışanlarını elde tutabiliyorlar.
Kurumsal koçluk kişilerin performanslarını artırmaya olanak sağlayan bir süreçtir. Türkiye’de henüz çok yeni olan kurumsal koçluk sistemi kısa bir zamanda yaygınlaşmaya başlamıştır. Büyük kuruluşlar üretken bir iş topluluğunu geliştirmede koçluğun etkin ve düşük maliyetli bir çözüm olduğunu gördükleri için binlerce yöneticiyi koç olarak yetiştirmektedirler. Kurumsal koçluk sistemi kurum içinde belli bir ekip için kullanılabildiği gibi takımlar ve tüm çalışanlar için de kullanılabilir.

 

Neden kurumsal koçluk hizmeti alınmalıdır?
Küresel pazar dinamikleri sürekli değişirken kıyasıya rekabet günümüze damgasını vurmaktadır. Artık kişisel ve kurumsal olarak var olabilmek için daha akıllı ya da daha güçlü olmak yetmiyor, yaşamın her alanında meydana gelen hızlı değişimlere ayak uydurmak gerekiyor. Bu koşullarda sektörlerinin lideri durumundaki işletmeler mevcut pazarlarını koruyup geliştirmek için bilimsel ve teknolojik yatırımların yanı sıra entelektüel sermayeye de ağırlık veriyorlar.

 

İş yaşamına yeni katılan kişilerin profillerinde görülen değişimler de göz önüne alındığında, işletmeler geleneksel yönetim anlayışından uzaklaşarak, gelecek odaklı stratejik insan kaynakları yönetimine geçiyorlar. İşini severek yapan, farkındalık düzeyi yüksek, esnek ve gelişmeye açık nitelikli işgücüne ihtiyaç duyuyorlar. Kişisel ve kurumsal vizyon entegrasyonuna önem veriyorlar ve tüm organizasyonu tek yumruk halinde hedefe kilitleyerek, dinamik ve öğrenen organizasyonlara dönüştürmeyi amaçlıyorlar.

 

İşletmeler vizyonu olan insan kaynaklarını istihdam etmek isterken, söz konusu insan kaynakları da geleceklerini vizyonu olan işletmelerde görüyorlar, sürekli öğrenmeye, kariyer planlamaya ve kariyer yönetimine ağırlık veriyorlar. Buradan da işletmelerin doğru insan kaynaklarına ulaşmakla kalmayıp onları sürekli geliştirmeleri ve elde tutmak için motive etmeleri gereği ortaya çıkıyor ve işletmelerle çalışanlar arasında kazan-kazan ilişkisinin öne çıktığı görülüyor. Değişim yönetimi, yenilikçi, yaratıcı ve dinamik olmayı gerektiriyor.
Artık işletmeler daha hızlı karar vermek, daha hızlı harekete geçmek ve müşteri odaklı hizmet vermek zorundalar. Bilgiye kolay ulaşabilen, bilgi paylaşımına önem veren, yaratıcı, yenilikçi ve esnek, soruna değil, çözüme odaklı işletmeler değişime ayak uydurabiliyor. Tüm bu gelişme ve değişimler, insan merkezli yönetim modelini ve bu modelin en önemli unsuru olan koçluk sistemini zorunluluk haline getirmektedir.

 

Konumuzla ilgili olarak son olarak neler eklemek istersiniz?
Kurumların bugününü, arzuladıkları gelecek oluşturmaktadır.” Gelecekle 100 Yıl” adlı kitabın yazarı Stratejist Patrick Dixon’a göre geleceğin altı yüzünden birincisi hızdır. Bugün ve gelecekte kişi ve kurumlar için karar alma süresinden web sayfasının yüklenmesine kadar her konuda hız her şey olacaktır. Nakit zengini vakit yoksulu gelişmiş dünya sabırsızdır. Kurumlar dinamik organizasyonlara dönüşmek zorundadırlar.

 

Geleceğin ikinci yüzü, kentleşmedir. Kentleşme olgusu tüm çarpıklığıyla artarak sürecek, kadınların iş hayatına katılımı artacak, yalnızlaşan insanlar için ilişkiler paradan daha da önemli bir motivasyon kaynağı haline gelecektir. İletişim ve ilişki yönetimi kurumlar için daha da önemli hale gelecektir.

 

Geleceğin üçüncü yüzü kabileciliktir. Küreselleşmeyle birlikte kabilecilik anlayışı da gelişecek, kültürlere saygı artacak ve yeni niş pazarlar oluşacaktır. Sanal ortamda ağ pazarlaması günümüzde kabileciliğin ivme kazandığının göstergeleridir. Şirketlerde kabilecilik en önemli yapı taşı olacaktır. Aidiyet duygusu ve biz ruhu temel motivasyon kaynaklarından biri olacaktır. Geleceğin dördüncü yüzü evrenseldir. Bilim ve teknolojinin gelişmesi, ulaşım ve iletişim araçlarının çeşitlenmesi ve hızlanması dünya ticaretini bütünleştirirken, aynı zamanda rekabeti de artırmıştır. Dünyanın herhangi bir pazarındaki olumsuzluk diğer tarafını da etkilemektedir.


Şu soruları yanıtlamak durumundayız: Şirketimizin yapısı iş yaptığımız dünya kadar hızlı değişebilecek esnekliğe sahip mi? Markamız küresel vatandaşlara hitap edebiliyor mu? Geleceğin beşinci yüzü radikaldir. Küresel ısınma, çevre kirliliği, hayvan hakları, çocuk işçiler, genetik devrim, açlık, kıtlık vb.konular dünyanın geleceğini tehdit eden ve çözüm bekleyen sorunlarıdır. Şirketlerin başarıları sadece maddi kazançla değil, bu sorunları göz önüne alarak insanlık için fark yaratacak uygulamaları hayata geçirmekle, kurumsal sosyal sorumluluk anlayışıyla da ölçülecektir.


Geleceğin altıncı yüzü, etiktir. Bir yandan insanlığa ve yaşam hakkına karşı işlenen suçlara karşı davalar artarken, insan haklarıyla ilgili yasalar artacak, insanlar daha fazla bilinçlendikçe kim oldukları, ne yaptıkları ve ne yapmak istedikleri konularında farkındalık kazanacaklar, inanç ve değerlerini ön plana alacaklar, kendilerini değerli hissetmedikleri, kişisel gelişimlerine olanak tanımayan işletmelerde çalışmak istemeyeceklerdir.

 

Buradan da anlaşılacağı üzere kurumlar için gelecekte var olabilmenin yolu, daha hızlı hareket eden, ilişkileri iyi yöneten, biz ruhuna sahip, yaratıcı ve yenilikçi, çevre bilinci gelişmiş, kişisel ve sosyal farkındalık düzeyi gelişmiş, küresel bir marka yaratmaktır. Bu yolun stratejik anahtarı ise koçluktur.

 

Hatice Yıldıran Şubat 2012 Sayı 551/ISO İş Yönetimi

 

Aksaray İli Öğrenci Koçluğu Projesi

Ahiler Kalkınma Ajansı 2011 Eylül-Ekim Teknik Destek Programı kapsamında Aksaray İl Millî Eğitim Müdürlüğü Ar-Ge Birimi Projeler Koordinasyon Ekibi tarafından hazırlanan "Öğrenci ve Sınav Koçluğu Eğitimi" adlı proje başarılı bulunmuş olup İlimizde görev yapan öğretmenlerimizden oluşan 100 kişiye 07-08-09-10-11 Aralık 2011 tarihlerinde 09.00 - 15.00 saatleri arasında Aksaray Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü'nde eğitim verilecektir.

 

RAMDER (Rehberlik ve Araştırma Merkezleri Çalışanları Derneği)'in proje ortağı olduğu eğitim, ID Danışmanlık ve Koçluk Hizmetleri tarafından görevlendirilen uzmanlar tarafından gruplar halinde ve uygulamalı olarak gerçekleştirilecektir.

 

 

Aksaray İli Öğrenci Koçluğu Projesi Tamamlandı

ID Coaching International olarak yer aldığımız, Ahiler Kalkınma Ajansı'nın desteklediği Milli Eğitim AR-GE ve RAM-DER ortaklığıyla yürütülen Öğrenci Koçluğu Projesi'nin eğitimi tamamlandı.

 

100 rehber öğretmen ve branş öğretmenlerinden oluşan katılımcılar 7-11 Aralık 2011 tarihleri arasında aldıkları eğitim sonrasında sertifikalarını aldılar.

 

 

Genç Emekliyim, Ne İş Yapabilirim? Zeynep Mengi (Hürriyet İK)

Genç  Emekliyim, Ne İş Yapabilirim?

Zeynep Mengi (Hürriyet İK) 27 Aralık 2009

 

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 8 milyon genç emekli var. Bazıları maaş az olduğun için, bazıları kendi işini kurmak istediği için, dinlenmek, çocuk doğurmak ya da çocuklarla ilgilenme ihtiyacı nedeniyle erken emekli oluyor. Çoğu kendini el işi kurslarına, geçici işlere veriyor. Çalışma hayatına dönmek istediklerinde ya iş bulamıyor ya da önceki konumlarından daha alt bir seviyede çalışmaya razı oluyorlar. Uzmanlar ise genç emeklilerin eğitim, danışmanlık, koçluk alanlarında profesyonel olarak çalışabileceğini, danışmanlık şirketi kurabileceklerini söylüyor.


Maaş azlığı, iş kurma isteği, tükenmişlik hissi, çocuklarla ilgilenme ihtiyacı, hayallerini gerçekleştirme ya da dinlenme isteği erken emekliliğin başta gelen nedenleri. Türkiye’de sayıları yaklaşık 8 milyon olan genç emekliler, genelde bir boşluğa düşüyor ve ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Tabii erken emekli olmayı isteyen ve planlarını da bu yönde yapanlar da var. Danışmanlık şirketlerine kariyer planı yapma konusunda başvuran genç emekliler arasında kadınlar daha fazla. Çocuk doğurmak, çocuğa bakmak gibi nedenlerden erken emekli oluyorlar. Tekrar çalışmak istediklerinde de karşılarına büyük bir problem çıkıyor: Yaş. Şirketler daha gençlerle çalışmak istiyorlar.

ID Danışmanlık ve Koçluk Hizmetleri’ne danışan on bini aşkın genç emekli var. Aldıkları emekli maaşıyla geçinemedikleri için ek gelir sağlayacakları bir iş talebinde bulunuyorlar. Ancak son üç yılda kariyer danışmanlığı hizmeti alarak kendilerine yol haritası oluşturmayı amaçlayan genç emekli danışanlar da var. Bunların sayısı da 182.En büyük problem geçim sıkıntısı Genç emeklilerin yardım istedikleri konular amaçlarına göre değişiyor. Bazıları doğrudan iş , bazıları iş fikri konusunda destek, bazıları ise hayallerini nasıl gerçekleştirecekleri konusunda danışmanlık istiyorlar. Maddi durumu iyi olup da kendilerini boşlukta hissettikleri için birikimlerini ve deneyimlerini paylaşmak isteyen danışanlar da oluyor. Genç emeklilerin en büyük problemleri geçim sıkıntısı, çocuklarına iyi bir gelecek hazırlayamama endişesi, özgüvenlerini ve iç motivasyonlarını kaybetmiş olma, değersizlik hissi, aile içi anlaşmazlıkların artması vb.

 

ID Danışmanlık ve Koçluk Hizmetleri’nden Hatice Yıldıran, genç emeklilerin eğitim, danışmanlık, koçluk alanlarında profesyonel olarak çalışabileceğini, danışmanlık şirketi kurabileceklerini söylüyor: “Birçok işletmenin kapısından yaş nedeniyle geri dönen genç emekliler, danışmanlık sektöründe yaş ve birikimleri nedeniyle tercih ediliyorlar. Günümüzün ve geleceğin mesleği olarak bilinen ’Yaşam Koçluğu’ da genç emekliler için bir alternatif olabilir. Genç emekliler profesyonel deneyimlerine uygun alanlarda bireysel ya da kurumsal danışmanlık hizmeti vererek kendileri için de Türkiye için de çok önemli bir değer yaratmış olurlar. Çünkü genç emeklilerin en birikimli ve en çok verim alınabilecek dönemlerinde iş hayatının dışında kalmaları ülke ekonomisi açısından ciddi bir kayıptır.”

 

Şirketlere destek verebilirler
Hızın her alana damgasını vurduğu günümüzde danışmanlık yapmak için sürekli yenilikleri izlemek ve kişisel becerileri geliştirmek gerekiyor diyen Yıldıran, genç emeklilere “Koçluk” başta olmak üzere sertifikalı eğitimlere katılmayı, sektörel gelişmeleri yakından izlemeyi, iletişim araçlarını doğru kullanmayı, sosyal çevrelerini genişletmeyi, sivil toplum kuruluşlarıyla yakınlaşmalarını öneriyor.

Bir başka alan da kendilerinin patronu olmak yani girişimcilik. Şirketlerin daha küçük ve dinamik organizasyonlara dönüşmekte oldukları son yıllarda dış kaynak kullanımının yaygınlaştığını ifade eden Yıldıran bu durumun genç emeklilerin bir bölümü için ciddi bir fırsat olduğunu söylüyor: “Genç emekliler uzmanlık alanlarıyla ilgili olarak şirketlere dışarıdan destek verip gelir sağlayabilirler.” Franchise sistemler de az sermaye ile iş kurmada oldukça etkili. Çünkü marka satmak marka oluşturmaktan daha kolay ve daha az riskli. Günümüzde pek çok marka franchise sistemle küresel ağ oluşturuyor. Bu konuda genç emekliler danışmanlık hizmeti de alabilir.”

 

Aidiyet duygusu motivasyonu artırıyor
Sağlık, inşaat, danışmanlık gibi sektörlerde uzmanlık ön planda olduğu için genç emekliler daha rahat iş bulabiliyor. Sivil Toplum Örgütleri de genç emekliler için çok büyük bir fırsat. Ayrıca Kariyer Planlama ve İş Geliştirme Derneği bunu yapıyor. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde üçüncü sektör olarak görülen bu kuruluşların istihdam konusunda önemli bir potansiyele sahip olduğu gözden kaçırılmamalıdır diyen Yıldıran, ülkemizde sivil toplum bilinci geliştikçe bu potansiyelden daha fazla yararlanılacağının kesin olduğunu söylüyor: “Genç emeklilere kişisel gelişim programı uygulamalarını, duygusal düşünsel ve fiziksel olarak kendilerini yenilemelerini öneriyoruz. Bu konuda destek alabilecekleri birçok kişisel gelişim merkezi, dernek ve organizasyon da mevcuttur. Sivil toplum kuruluşlarına üye olarak sosyal bir ağ içinde yer almaları da aidiyet duygusu kazandırarak özgüvenlerini ve motivasyonlarını artıracaktır. Bu kuruluşların düzenlediği eğitim programlarına katılabilir, sosyal projelerinde yer alabilir ve kendilerini sürekli yenileyip geliştirebilirler.” Kariyer Planlama ve İş Geliştirme Derneği’nin genç emeklilere ve olumsuz istihdam koşulları nedeniyle kariyerinin zirvesindeyken işini kaybedenlere yönelik olarak yürüttüğü bir kariyer koçluğu ve atölye çalışması var. Dernek, üyelerini uzmanlık alanlarına göre geliştirip danışmanlık statüsünde değerlendiriyor.

 

Ukrayna’da emekliler için üniversite
Ülkemizde emekliler için hayat bu kadar zorken Ukrayna’da emekliler için üniversite bile var. CİHAN Haber Ajansı’nın haberine göre Ukrayna’nın Poltava Bölgesi’ndeki Kremençuk kentinde “Okumanın yaşı olmaz” diye düşünenler için bir emekli üniversitesi açılıyor. Kremençuk idarecilerinden Vladimir Kovalenko, emeklilere hizmet verecek olan okulun Dnipropetrovsk Ekonomi ve Hukuk Üniversitesi’nin Kremençuk Enstitüsü bünyesinde yer alacağını bildirdi. Emekliler herhangi bir giriş sınavına tabi tutulmayacaklar, fakat edindikleri öğrenci kimliğinin bütün avantajlarından yararlanacaklar. İdareciler emeklilerin sabırsızlıkla yaz ve kış tatillerini bekleyeceklerini söylüyor. Eğitim ayda iki defa ikişer saatten iki sene boyunca devam edecek. Emekli üniversitelileri devam eden derslerin yanı sıra çeşitli geziler ve kültürel aktiviteler de bekliyor. Diğer üniversitelerde olduğu gibi emeklilerin üniversitesinin de bir rektörü, amblemi, bayrağı hatta özel bir de marşı olacak. Halihazırda emeklilerin üniversitesinde; Eğitim ve Kültür ile Tarih olmak üzere iki fakültenin açılması planlanıyor. Bu uygulama Ukrayna’da ilk değil. Benzer bir emekli üniversitesi, Volın Bölgesi’nin Kovel şehrinde daha önce açılmıştı. Bu üniversitede 4 fakültede kayıtlı 100 emekli öğrenci bulunuyor.

 

Ücretsiz mesleki ve teknik eğitimler veriliyor
İSMEK İstanbulluların kişisel birikimlerini yükseltmek, mesleki ve sanatsal bilgilerini geliştirmek, pasif tüketici olmaktan çıkıp aktif üretici olmalarına yardımcı olmak, gelir elde etmelerine katkıda bulunmak, istihdam edilebilirliklerini artırmak gibi amaçlarla kurulmuş, örgün eğitimi tamamlayıcı bir yaygın eğitim organizasyonu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanlığı, Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı olarak İstanbullulara ücretsiz eğitim hizmeti veriyorlar. 1996 yılında kurulan İSMEK’te; 2008-2009 eğitim dönemi de dahil toplam, 810 bin İstanbullu eğitim almış. 2009-2010 eğitim döneminde, 200’den fazla kurs merkezinde 123 branşta eğitimler vermeye devam eden İSMEK’e bu dönemde 200.000’i aşkın İstanbullu başvurmuş ve 154.000 kursiyer eğitim almaya başlamış. 2009-2010 kayıtları ise halen devam ediyor. İSMEK’te istihdama yönelik mesleki teknik eğitimlerin yanı sıra, el becerilerini geliştirmeye yönelik el sanatları eğitimleri, geleneksel Türk – İslam sanatları eğitimleri, bilgisayar teknolojileri ve dil eğitimleri, spor eğitimleri, sosyal ve kültürel eğitimler ve müzik eğitimleri de veriliyor. Ayrıca güncel, sosyal, kültürel, ailevi ve benzeri konularda, hayata hazırlayıcı, motive edici, yaşam standartlarını yükseltici konularda seminerler düzenleniyor. 218 kurs merkezinde 123 branşta verilen eğitimlere zorunlu ilköğretim yaşını tamamlamış her İstanbullu katılabiliyor. Alt yaş sınırı 16 üst yaş sınırı ise yok. 2008-2009 yılları arasında 40 yaş üstü 60.550 kursiyer bulunuyordu. Ayrıca İSMEK, 2005-2006 eğitim döneminde 2 yıllık akademik seviyede özel eğitim programlarına başlamış. İSMEK’te Müzik ve Türk İslam Sanatları olmak üzere iki ana alanda, branşlarında akademik kariyer ve isim sahibi uzman usta öğreticiler tarafından 2 yıl süreli eğitimler de veriliyor.

 

Birikimleri kullanamamak ruh sağlığını bozuyor
Genç emeklilerin en büyük problemi kurumların gençleri tercih etmesi. Emekliye ayrıldıktan sonra birikimlerini, deneyimlerini kullanamayan genç emekliler kendilerini bir süre sonra boşlukta hissediyor.
F.Ö: 42 yaşında, 20 yıllık çalışmanın sonunda emekli oldum. Beden eğitimi öğretmeni ve milli voleybolcuydum. Çalıştığım özel okulda beden eğitimi dersleri azalmıştı, iki kişiydik, birimizin ayrılması gerekiyordu, emekliliğe hak kazandığım için ben ayrıldım. Çok büyük bir boşluğa düştüm, planım yoktu. Paraya ihtiyacım yoktu ama boş durmak beni çok sıkıyordu. Kendi işimi kurmaya karar verdim. Bir jimnastik salonu açtım. İş kurmadan önce olumsuz sonuçlanan bir görüşme yaptım. Şu an yaşamımdan memnunum, kendimi sürekli geliştiriyorum, İngilizce öğreniyorum, sağlıklı beslenme vb. eğitimler alıyorum. Ancak 42 yaşında emekli olmak gerçekten bir boşluğa düşürüyor insanı, çünkü daha yapabileceğiniz çok şey olmasına, birikimleriniz olmasına rağmen bu birikimleri, deneyimleri kullanamamak ruh sağlığını bozuyor insanın.

S.Ö: 40 yaşında, 20 yıllık çalışmanın sonunda emekli oldum. Bankacıyım. Kendi isteğimle ayrıldım, evimde oturmanın keyfini çıkarmak istedim. Bir süre dinlendim ancak evde oturunca sosyal çevre bir süre sonra bitiyor, kendinize bakma gereği duymuyorsunuz, emekli maaşı yetmiyor, çocuklarınızın masraflarını karşılayamıyorsunuz. Sıkıntıdan ve mali nedenlerden dolayı yeniden çalışma kararı aldım. İş teklifi aldım, ancak ailevi nedenlerle yeniden çalışma hayatına başlamam 3 yıl sürdü. Yeniden çalışma hayatına başladığımda kuralsızlıklara dayanamadığımı farkettim, bir süre sonra başka bir yere geçtim, fakat orada da yapamadım. Şimdi kendi işimi kurmaya çalışıyorum.

F.D: 50 yaşında emekli oldum. 32 yıl çalıştım. Dış Ticaret ve Finans Uzmanıyım. Emekliliği kendim istedim. Planlarım vardı, boşlukta hissetmedim. Koçluk eğitimi alarak kendimi geliştirdim. Mesleğimle ilgili yenilikleri izliyorum, eğitimler alıyorum. İş aradım ancak istediğim pozisyonda bir iş bulamadım. Alt pozisyonlarda da çalışmak istemedim. Şu anda danışmanlık şirketlerinin projelerinde bağımsız danışmanlık ve koçluk yapıyorum. Piyasalar düzeldiğinde kendime ait bir danışmanlık şirketi kurmak istiyorum.

 

Zor bir döneme ’merhaba’
B.E: Türkiye’nin büyük şirketlerinden birinde 23 yıl yönetici kademesinde çalıştıktan sonra emekliye ayrıldım. Bu, tıpkı beşinci viteste sol şeritte son hızla giden bir arabanın birdenbire durdurulması gibi birşeydi. Genç emekli olmak aslında zor bir döneme merhaba demek oluyor. Türkiye’nin bu koşullarında gençlere iş bulunamazken, emeklilere hiç iş bulunamıyor ve siz tüm birikimlerinizle evde oyalanacak bir şeyler aramaya başlıyorsunuz. Önce el sanatları gibi konulara merak sarıyorsunuz ama bu da tatmin edici olmuyor. Sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyorsunuz, birkaç küçük danışmanlık işi yapıyorsunuz ama beklediğiniz iş, bir türlü sizi gelip bulmuyor. Bu günlerde Turuncu Şapkalılar Projesi ile tanıştım. Yaşları 19 ile 50 arasında değişen bir grupla yaptığımız atölye eğitiminden keyif aldım. Grubun en yaşlısı bendim. Önce öğrencilik yaptığım bu projede, şimdi eğitmenlik yapıyorum ve yeni gençlerle, yeni arkadaşlarla tanışmaktan inanılmaz zevk alıyorum.

Nevin Hazar: 38 yaşında emekli oldum. 7 yıl kütüphane memurluğu, devamında 2,5 yıl özel sektörde teleks operatörlüğü yaptım. Oradan ayrıldıktan sonra, 5 yıl da isteğe bağlı olarak dışarıdan sigortamı ödeyerek, o zamanki yasalara göre 20 yılın dolmasını bekleyip emekli oldum. Kendi isteğimle ayrıldığım son işimden sonra ailevi nedenlerden ötürü şehir değiştirdik. Tekrar işe girmedim çünkü çocuğumu kendim büyütmek istedim; taşındığımız yeni şehirde işe girmeyerek ve isteğe bağlı sigorta ödemesine başlayarak, bir an önce maddi açıdan biraz olsun rahatlamak istedik. Eşimin kazancı düşmesine rağmen, kendi evimizde oturmaya başladığımız için ve kızımın büyüme döneminde yanında olmak için, tekrar işe girmeyi düşünmeyip, zorlanarak da olsa,”dışarıdan ödeyip” bir an önce emekli olmak istedim. Boşluğa düşmek gibi bir duygu yaşamadım. Çünkü, özellikle maddi açıdan, gerçekleşmesini beklediğim bir şeydi. Kendimi oyalamak için el işi ve mutfak işleriyle uğraştım. Ayrıca son yıllarda hayatıma internetin de girmesiyle, oyalanacak başka bir şeye ihtiyaç duymadım.

Çevremden genç gösterdiğim için, “böyle genç emekli mi olur!” tepkileriyle karşılaştığım çok olmuştu. Yeniden çalışmayı denemedim. Hobi olarak gerçekleştirdiğim şeyleri -el işleri ve mutfak ağırlıklı olmak üzere- ticarete dökme anlamında bir şeyler yapmayı istememe rağmen, cesaretim ve girişimci ruhum olmadığı için bu konuda somut bir adım atamadım. Bundan da çok rahatsızlık duymadım, çünkü sonuç olarak, yaptıklarını hediye ederek mutlu olan emekli bir ev hanımı oldum.

 

Kim ne alıyor?
31 Temmuz 2009’da Hürriyet ekonomide çıkan habere göre milletvekili (25 hizmet yılına göre) 4 bin 669 lira, Genelkurmay Başkanı 5 bin 541 lira, Anayasa Mahkemesi Başkanı 3 bin 878 lira emekli maaşı alıyor. 25 yıllık Danıştay, Sayıştay Başkanları ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 3 bin 878 lira, Kuvvet Komutanları 4 bin 352 lira, Korgeneral-Koramiraller 3 bin 512 lira emekli maaşı alıyor. Emekli rektörlere 3 bin 86 lira, profesörlere 2 bin 912 lira, valilere 3 bin 112 lira emekli maaşı ödenirken, TBMM’deki bir daire başkanının emekli maaşı 3 bin 112 lira, diğer daire başkanlarının 1668 lira, genel müdürlerin de 3 bin 86 lira. YÖK Başkanı’nın emekli maaşı 3 bin 878 lira, Devlet Personel Başkanı’nın 3 bin 112 lira, Diyanet İşleri Başkanı’nın 3 bin 403 lira, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı’nın emekli maaşı da 3 bin 86 lira. Emekli Merkez Bankası Başkanı ’na da 3 bin 512 lira maaş ödemesi yapılıyor. Başbakanlık Müsteşarının emekli maaşı ise 3 bin 878 lira. 7’nin 9’undan emekli olan normal bir memurun eline ise 842.82 lira emekli maaşı geçiyor. Emekli cumhurbaşkanları ise 10 bin 800 lira emekli maaşı alıyor.

 

Kaynak: Hürriyet İK
Yazar Zeynep Mengi

Şehir merkezi mi merkeze uzak mı? Zeynep Mengi(Hürriyet İK)

Şehir merkezinde bir ofiste çalışmak mı, yoksa trafikten, gürültüden uzak bir yerde çalışmak mı cazip gelirdi? Merkezde çalışmak pek çok yönden cazip görünürken uzakta çalışanlar yemek, günlük işleri halletmek ve yol konusunda sıkıntı çekiyorlar. Fakat böyle yerlerde konumlanmış işyerleri de çalışanlarının ihtiyaçlarını karşılamak adına servis, yemek, kafeterya, spor salonu, kuaför, terzi gibi hizmetler sunuyorlar.

Ev-işyeri arasında mesafe uzun olunca (özellikle İstanbul gibi kalabalık şehirlerde) bütün günü yolda geçen kişinin performansı düşebiliyor. Uzmanlar, iş görüşmelerinde benzer durumdaki adaylardan evi ofise yakın olanın seçilmesini normal karşılıyor. Bazı şirketler çalışanlarını sadece bulundukları bölgeden seçerken bazıları da trafikten etkilenmemek ve zamandan kazanmak için işe başlama saatini erkene çekiyor.


Birçok kişinin iş bulma sıkıntısı çektiği şu dönemlerde, işim evime yakın olsun düşüncesi artık lükse kaçıyor. Merkezi yerlerde çalışabilenler şanslı, evinden uzak, hele de İstanbul’un dışına doğru olan bölgelerde çalışanlar ise günlerinin çok büyük bir kısmını yollarda geçiriyor. Büyük şehirlerde buna bir de gündüz ve akşam saatlerindeki trafik eklenince işler iyice tatsız bir hal alıyor.
 

Yoldan, zamandan tasarruf için genelde evle işin yakın olması öneriliyor fakat bu ne yazık ki her zaman mümkün olmuyor. Şişli, Mecidiyeköy, Levent, Maslak gibi yerlerde çalışmak avantaj gibi görünse de bazı durumlarda çalışanları olumsuz etkileyebiliyor. Bunlardan en önemlileri de otopark ve servis. Merkezi yerlerde olan şirketler ulaşımın kolay olması nedeniyle servis koymayabiliyor.
 

Çalışma saatleri değiştirilebilir
Evin işyerine ya da işyerinin eve yakın olması çalışanı pek çok şekilde olumlu etkiliyor. Zamandan kazanılıyor, yolda az zaman geçirildiği için yorgunluk olmuyor, trafik stresi ortadan kalkıyor. Bütün bu olumsuzluklar elenince çalışan da işinde daha başarılı ve verimli oluyor.


Bu koşuşturmada en büyük çileyi belki de (İstanbul’da) köprüyü geçenler yaşıyor. Sabahın erken saatlerinden itibaren sıkışık olan köprü yolunu toplu taşıma araçlarıyla geçmek zorunda olanlar da bu sıkış tıkış yolculuk nedeniyle işe gittiklerinde yorgun oluyorlar. Oxygen Consultancy Genel Müdürü Tolga Bilgin, bu konudaki en yaygın uygulamanın iş saatlerinde yapılan değişiklikler olduğunu söylüyor: “Birçok firma artık mesai saatlerini 8:00 – 17:00 arasında uygulamaya başladı. Ayrıca iş için karşı tarafta olanların artık uzaktan çalışma imkanları teknolojik gelişmelerle çok yaygınlaşmış durumda.”


Yellow Pages eİş Operasyonları Direktörü Yusuf Mert Yılmaz ise çalışanların trafikte geçirecekleri zamanı asgariye indirebilmek için aldıkları en büyük önlemin, çalışma saatlerini buna uygun olacak şekilde düzenlemek olduğunu söylüyor: “Ofis olarak çalışma saatlerimiz 08.30-17.30 arasında. Bu şekilde hem sabah hem de akşam yoğun trafik saatlerinden mümkün olduğunca uzak durmaya çalışıyoruz. Firmaların ofislerini çalışanlarının yoğun olarak yaşadıkları yerlere yakın seçebilmeleri halinde avantajlı olacaklarını düşünüyorum. Bu şekilde hem işe gelmek hem de eve dönmek için harcanan zaman ve trafik yüzünden yaşanan stres minimize ediliyor. Çalışanların büyük bir çoğunluğu Anadolu yakasında ikamet ediyor. Bu yüzden Kavacık ofisimizin çalışanlarımız açısından avantajlı olduğunu düşünüyorum.”


Çalışanlar da evlerine yakın yerlerde çalışmayı tercih ediyor. İşyeri merkezden ya da evinden uzak olanlar zamandan kazanmak için işine yakın bir yere taşınabiliyor. Veya işini evine yakın yerlerden seçebiliyor. Bu durum trafiği, stresi, zaman kaybını engellese de, iş de ev de merkezden uzaksa sosyal hayat kısıtlı kalabiliyor.


Firma içi etkinlikler artırılıyor
Bilgin, işyeri lokasyonları konusunda firmalarda danışmanlık alma eğilimi olmadığını söylüyor: “Özellikle uzak lokasyonlarda kurulu firmalar için çalışanların iş yerinde daha çok ve keyifli zaman geçirmeleri için firma içi etkinlikleri arttırması yönünde tavsiyelerimiz oluyor. Firma içinde spor yapabilme, çeşitli etkinlik ve kulüp benzeri ilgi alanlarına yönelik sosyal aktiviteleri bunlara örnekler olabilir.”
 

Özellikle üretim firmalarının mavi yaka ile beyaz yakayı birbirine yakın yerlerde çalıştırabildiğini belirten Bilgin, kimyasal ürünler ve lojistik firmaların da uzak yerlerde konumlandığını söylüyor.
 

İşe geliş gidişlerin toplamda 2-3 saati bulmasının performansı olumsuz etkilediğini belirten Bilgin, ulaşımda tek yönde 45-50 dakika harcamak artık İstanbul’un normali haline geldi ve maalesef buna alıştık, diyor.
 

Üst düzey yöneticilerin artık yolda işiyle uğraşmak için özel şoförleri daha çok kullandığını belirten Bilgin, servislerde ise iş yerinde okunamayan bazı dökümanları okumanın ve cep telefonları ile gün içinde cevaplanamayan e-postaları cevaplamanın mümkün olduğunu söylüyor: “Ayrıca merkezden uzak çalışmak işinize çok daha fazla odaklanmanıza yardımcı olabilir, elbette dönüş için sizi uzun bir yol beklemiyorsa.” Bilgin, özellikle uzak lokasyonlarda kurulu firmalara, çalışanların işyerinde daha çok ve keyifli zaman geçirmeleri için firma içi etkinlikleri artırmalarını tavsiye ediyor. Türkiye’deki firmaların çalışanlarının mesai dışında harcadığı vakte çok önem göstermediğini söyleyen Bilgin, çalışanlara bu yönde gösterilecek olanakların onların firmalarına daha bağlı çalışmalarını sağlayacağını, bunun  da işten ayrılma sayılarında azalma ve performans artışı yaratacağını belirtiyor.


Yakın olan tercih ediliyor
İş başvurularında da adayın yaşadığı yerin ofise uzaklığı önemli olabiliyor. “Maltepe’de oturan birinin Çatalca’da çalışmaya hiç sıcak bakmaması çok anlaşılır bir şey” diyen Bilgin, herkes öncelikle evine yakın yerleri tercih ediyor, diyor: “Bu elbette her zaman mümkün değil. Çalıştığı yere göre imkanı varsa evini taşıyan çok aday da gördüm. Firmalar da elbette mekan tercihini kullanıyor. İki birbirine yakın özellikli aday varsa iş yerine daha yakın oturan tercih ediliyor. Firmaların merkezleri başka bir deyişle çalışanın çalışacağı mekan bazı durumlarda firmanın tercih edilmesini de sağlayabiliyor. Yetenekli bir çalışan benzer iki teklif arasında lokasyonu daha merkezi ve çalışma ortamı daha renkli iş yerlerini tercih ediyor.”
 

Seçimler kısıtlı
Çalışanların merkezde çalışmaktan farklı beslendiğini düşünen Stanton Chase Türkiye Yönetici Ortağı Çağrı Alkaya “Şehir merkezleri kişisel gelişimi tetikleyen bir dinamizme sahip. Kendi şirket merkezimizi şehir içinde tutmamızın sebebi de bu. Trafik, park vs sorunlar var ama şehrin enerjisinin hem yöneticiler olarak bize, hem de çalışanlarımıza faydalı olduğunu düşünüyorum. Üstelik de bunu, şehir merkezinden uzakta ikamet eden biri olarak söylüyorum. Merkezden uzak çalışmak bir süre sonra sizi bu enerjiden uzaklaştırıyor. Kısıtlı bir pencereden bakıyorsunuz dış dünyaya. Çalıştığınız şirket, kendi içinde spor salonu bile barındırıyor olsa yine de çerçeve içine alınmışlık duygusu hakim. Seçimler kısıtlı. İnsanlar işyerlerinde azımsanmayacak bir zaman geçiriyorlar. Bu zamanı, şehir dinamizminden uzak geçirmek kişisel beklentilere bağlı olarak avantajlı veya dezavantajlı olabilir. Kimisi için, merkezden uzak olmaz, daha temiz hava, daha gürültüsüz ortam, daha az trafik, daha kolay park vs nedenlerle cazip olabilir.”
Her açıdan birbirine eş özelliklerde iki çalışan arasında yakın oturanın seçilmesini her iki taraf açısından doğal ve sağlıklı bulan Alkaya, yöneticiler için aynı şeyi söylemek mümkün değil, çünkü üst düzey yöneticilerin her birinin eşsiz olmak gibi, onlara has bir özellikleri var, diyor.


Umur Basım ve Kırtasiye San. ve Tic. A.Ş. İnsan Kaynakları Direktörü Işılay Okay merkez ofisten uzak bölgede çalışanların, bazen şirket hakkındaki gelişmelerden geç haberdar olduklarını ya da eğitim imkanlarından daha az yararlandıklarını düşünüp daha fazla destek talep edebildiklerini söylüyor: “Bölge müdürlüğü çalışanlarının bu tarz taleplerini karşılamakla beraber, genel merkez ile yakınlaşmalarını sağlamak amacıyla, farklı görev ve kademelerdeki merkez çalışanlarımız bölge ziyaretleri yapıyor. Diğer taraftan, belirli dönemlerde düzenlenen motivasyon amaçlı değerlendirme toplantıları ile merkez ile uzak bölge çalışanlarının yakınlaşması sağlanıyor.”


ID Danışmanlık ve Koçluk Hizmetleri’nden Hatice Yıldıran, birlikte çalıştığı şirketlerin öncelikle lokasyon olarak işyerine yakın oturan adaylarla ilgilendiğini söylüyor: “Belli servis güzergahları var, oralardan seçiyorlar. Pozisyona göre araba verebiliyorlar. Çok uzaktan gelmeleri geliş-gidiş sırasında çalışanları da yorduğu için (araba ya da servis olsa bile) bir süre sonra yollar ayrılıyor.”


ARTISI-EKSİSİ
Merkezi yerde çalışmak
-Merkezi yerde çalışmak işe rahat gidip gelmeyi sağlıyor. Tek vasıta ile değil, birden fazla seçenek olabiliyor. Servis imkanı varsa, servisi kullanmadığınız, kaçırdığınız zamanlarda toplu taşıma araçlarıyla işyerine rahat bir şekilde ulaşabiliyorsunuz.
-Uzun yol ve trafik problemi olmadığı için daha fazla uyuma ve işe dinç gelme şansı da var.
-Merkezi yerlerde çalışanlar işleri olduğunda daha kolay ve çabuk halledebilir, kısa sürede ofise dönebilir.
-Müşteri odaklı bir işte çalışılıyorsa, bu kişilere ulaşmak çok daha kolay olur.
-Öğle vakti dışarıya çıkılabilir, arkadaşlarınızla buluşup restoranlarda yemek yiyebilir, hava alabilirsiniz. Hatta yeterli zaman varsa birkaç işinizi de halledebilirsiniz. Böyle molalar motivasyonu artırır, iyi hissedilmesini sağlar.
-İş çıkışı arkadaşlarla plan yapılabilir, etkinliklere katılabilirsiniz. Merkezde çalışıldığı için kolay toplanılabilir, organizasyon yapılabilir.
-Toplantı, buluşma gibi etkinlikler genelde merkezi yerlerde yapılabiliyor.
-Çevrede ofis için gerekli olabilecek her şeye kısa sürede ulaşmak mümkün.
-Merkezdeki işyerine arabayla gidiyorsanız otopark problem olabilir.
-Birçok yere kısa sürede gitmek mümkün.
-Evden-işe-işten-eve bunalımı yaşamazsınız!


Uzak yerde çalışmak
-Merkezi yerde değilseniz, servisten başka çareniz yoktur. Servisi kaçırdığınız anda zorluklar başlar. Toplu taşıma aracı olsa bile tek bir hat olacağı için ulaşımda yine problem çekilebilir.
-Merkezi olmayan yerde çalışanlar işlerini halletmek için izin almakta zorlanabilir. Merkezi yerlere gitmek zaman alacağı için önemli bir kayba neden olabilir. Şirket böyle durumlar için genelde çalışana araç vermeyeceği için yollarda harcanan zaman gittikçe uzayabilir.
-Yemek konusunda neredeyse seçenek yoktur. Civarda yemek yapan yer, restoran bulunmadığı için şirketin yemekhanesinde yemek yenir ve ofise geri dönülür. Bütün gün bina içinde geçer. Farklı bir yerde yemek isteyenlerin gidecekleri yolu hesaba katmaları da gerekiyor.
-Uzak yerlerde oturanlar merkezi bir yere gitmek için epey zaman harcamak zorunda. Bunun bir de eve dönüşü var.
-Yolda geçirdiğiniz vakit de aslında sizin için mesainizin bir parçasıdır. İşten çabuk bıkarsınız.


En ekolojik ulaşım Japonya’da
Regus’un 75 ülkeyle yaptığı araştırmaya göre ev-işyeri arası dünya ortalaması 24,9 dakika. Regus Güney Afrika Müdürü Olivier de Lavalette: “Son yapılan tıbbi araştırmalar işe giderken yolda geçirilen zamanın strese ve sağlık problemlerine neden olduğunu gösteriyor. Bu da çalışanların entelektüel performansını etkiliyor ve şirklet verimliliğini de etkiliyor. Yöneticiler bunu dikkate almalı” diyor.


Araştırmaya göre en ekolojik taşımacılık ise Japonya’da yapılıyor. Japonlar’ın yüzde 41’i trenle, yüzde 14’ü yürüyerek, yüzde 13’ü metroyla, yüzde 3’ü bisikletle işe gidiyor. Araba ise sadece yüzde 24.
Japonya’da çalışanların yüzde 32’si günde en az 1,5 saatlerini yolda geçiriyorlar. Dünyada bu oran yüzde 20. Amerika’da işine kendi arabasıyla gidenlerin oranı yüzde 85. Dünya ortalamasına bakıldığında bisikleti kullananlar yüzde 2 iken, Hollanda’da bisikleti tercih edenlerin oranı yüzde 8.


Ulaştırmanın maddi bir masrafı da var tabii. Dünyada ortalama olarak yol içinde dönen para, çalışan ücretinin yüzde 3,3’ü. Araştırmaya göre katılımcıların yüzde 7’si gelirlerin yüzde 10’undan fazlasını yol parasına ayırıyor. Yola en çok para verenler ise yüzde 4,8 ile Güney Afrikalılar.

http://www.yenibiris.com/HurriyetIK/Oku.aspx?ArticleID=8580

TRT 2 Konuk Programlarımız

Gençlerin kariyerlerini doğru planlayıp geliştirmeleri amacıyla yürüttüğümüz Kariyer Atölyesi , İşgünü Programı yapımcısı ve sunucusu Sn.İlknur Ertugay’ın programına konuk oldu.Kariyer Planlama ve İş Geliştirme Derneği Başkanı olarak Sn.Ertugay'ın konuğu olan Hatice Yıldıran,gençlerin kariyer planlama ve kariyer yönetimi süreçlerinde oluşturmaları gereken stratejileri dile getirerek,istihdam sorununun nasıl çözülebileceği sorusuna ışık tuttu.Programın akışı

 

Kariyer Atölyesi TRT 2'de Haşmet Topaloğlu'na konuk oldu.27 Temmuz 2009

Doğuş Üniversitesi Kariyer Konulu Röportaj

 Doğuş Üniversitesi'nin kariyer geliştirme günlerinde verdiğimiz koçluk semineri öğrencilerden büyük ilgi gördü.

http://dukar.dogus.edu.tr/documents/makale/mkl11.pdf

Kadir Has Üniversitesi,Kariyer Koçluğu Projesi

Kadir Has Üniversitesi, KİPDER’in (Kariyer Planlama ve İş Geliştirme Derneği) yürüttüğü “Kariyer Koçluğu Programı” ile öğrencilerini koç olarak yetiştiriyor.
KİPDER Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Yıldıran’ın konuşmacı olduğu ve “Turuncu Şapkalılar Projesi” adı altında gerçekleşecek seminerin amacı, kariyerlerini insan kaynakları üzerine yapmak isteyen 2. sınıf öğrencilerine, kariyer koçluğu eğitimi vererek kendilerini bu konuda geliştirmelerini sağlamak. Seminerin bir diğer amacı ise kariyer koçluğu eğitimi almış olan öğrencilerin, kariyer merkezi gözetimi altında, diğer üniversite öğrencilerine kariyer danışmanlığı vermeleri. Projenin “Turuncu Şapkalılar Projesi” olarak adlandırılması ise, koçluk eğitimi alan öğrencilerin mezun olurken şapkalarını yeni koçlara devredecek olmalarından kaynaklanıyor. Seminer 28 Kasım 2007, Çarşamba günü saat 13:00’de Kadir Has Kampusu Fener Salonu’nda verilecek.
http://www.insankaynaklari.com/ikdotnet/IcerikDetay.aspx?BLM=Son%20Haberler&KayitNo=8916

Sınava ve Yaşama Hazırlanın-Güncel Haber

Kişilerin bulunduğu nokta ile hedefleri arasındaki mesafeyi performans artışı sağlayarak kısaltan Koçluk Sistemi, bir süredir bireysel anlamda gündemde idi. Bireysel koçluk hizmeti alanların başarılarında en az 50 puan artış sağlayan koçluk teknikleri, Kavram Dershaneleri ile ID Danışmanlık ve Koçluk Hizmetleri’nin işbirliği sayesinde kurumsallaşarak iş dünyasından sonra eğitim sektörüne de yani gerçekte olması gereken alana girmiş bulunuyor.

 

Kavram Dershaneleri’nin kurucusu Bahattin Durmuş, uzun bir süredir sistemin nasıl işlediğini gözlemlediklerini, öğrencinin performansını en üst noktaya taşıyan bu sistemin tüm eğitim kurumlarında olması gerektiğini belirterek, yeni öğretim yılında öğrencileri “koçluk eğitimi almış öğretmenler” ile sınava hazırlayacaklarını ve öğrencileri yalnız sınava değil, hayata da hazırlayacaklarını ifade etti.

 

http://www.guncelhaber.com/Egitim/Sinava-Ve-Yasama-Hazirlanin-12498.html

 

İTÜ'nün Projesi

İTÜ'nün projesi

12-02-2008 04:35 Kısa adı Kipder olan Kariyer Planlama ve İş Geliştirme Derneği'nin yürüttüğü "Turuncu Şapkalılar Projesi" üçüncü evresine girdi.

Bu evrede üniversitelerden seçilen öğrencilere kariyer koçluğu eğitimi verilerek, üniversitelerindeki öğrencilerinin kariyer planlarına destek olacak. Şubat ayının her pazarında İstanbul Teknik

Üniversitesi (İTÜ) Maslak Yerleşkesi'nde 32 öğrencinin katılımıyla sürdürülen proje ile mezun olurken de yerlerini alacak bir "Turuncu Şapkalı" yetiştirecekler ve bu şekilde kariyer koçluğu gelenekselleşecek. Ücretsiz olarak katılınabilecek olan bu çalışma, 3 Şubat 2008'de İTÜ'de başlayan Kariyer Koçluğu Eğitimi Kariyer Geliştirme Danışmanı, Yaşam Koçu ve aynı zamanda projenin danışmanı olan Kipder Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Serbest ile insan kaynakları uzmanı, yaşam koçu olan ve aynı zamanda proje koordinatörü olan Kipder Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Yıldıran tarafından verilecek.

TÜM ÜNİVERSİTELERE YAYILACAK

Uygulamalı koçluk seansları ve çeşitli oyunların kullanıldığı eğitim, 24 Şubat'ta tamamlanacak ve öğrencilere sertifikaları ile temsili "Turuncu Şapkaları" törenle verilecek. Projenin dördüncü evresinde ise kariyer koçluğu yapacak olan "Turuncu Şapkalılar" a dernek tarafından süpervizyon desteği verilecek. Proje izleme ve değerlendirme sürecinden sonra "Turuncu Şapkalılar" ın tüm üniversitelerde yaygınlaştırılması planlanlanıyor.

http://www.haberinyeri.net/Guncel/ITU'nun-projesi_11650.html

İTÜ'de Kariyer Koçluğu Eğitimi-gnckampus.com

İTÜ'de kariyer koçluğu eğitimi

Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamada, KİPDER’in yürüttüğü "Turuncu Şapkalılar Projesi"nde, üniversitelerden seçilen 32 öğrenciye, Şubat ayının her pazar günü İTÜ Maslak Yerleşkesi’nde kendi okullarından öğrencilerin kariyer planlarına destek olmaları amacıyla "kariyer koçluğu eğitimi" verileceği belirtildi.

 

Açıklamada, insan Kaynakları Uzmanı ve Proje Koordinatörü olan KİPDER Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Yıldıran ve Proje Danışmanı dernek Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Serbest ve tarafından verilecek eğitimin ücretsiz olacağı kaydedildi Uygulamalı koçluk seansları ve çeşitli oyunların kullanıldığı eğitimin 24 Şubat 2008 tarihinde tamamlanacağı ve öğrencilere sertifikaları ile temsili "Turuncu Şapkaları"nın törenle verileceği ifade edilen açıklamada, projenin bundan sonraki evresinde kariyer koçluğu yapacak "Turuncu Şapkalılar"a dernek tarafından "Süpervizyon desteği" verileceği, proje izleme ve değerlendirme sürecinden sonra kariyer koçluğunun tüm üniversitelerde yaygınlaştırılmasının planlandığı belirtildi.

 

Açıklamada, projeye katılan öğrencilerin mezun olmadan önce yerlerini alacak bir "Turuncu Şapkalı" yetiştirecekleri ve bu şekilde kariyer koçluğunun gelenekselleşeceği dile getirildi.

http://www.gnckampus.com/readarticle.php?article_id=470

 

 

 

 

 

 

Turuncu Şapkalılar Projesi-Yenibiriş.com

Karyer Planlama ve İş Geliştirme Derneğinin (KİPDER) yürüttüğü "Turuncu Şapkalılar Projesi" çerçevesinde, İstanbul Teknik Üniversitesi’nde (İTÜ) kariyer koçluğu eğitimi gören 32 öğrenci, 24 Şubat’ta sertifikalarını alacak.

KİPDER’in yürüttüğü projede üniversitelerden seçilen 32 öğrenciye, şubat ayının her pazar günü İTÜ Maslak Yerleşkesi’nde kendi okullarından öğrencilerin kariyer planlarına destek olmaları amacıyla "kariyer koçluğu eğitimi" verileceği belirtildi. İK Uzmanı ve Proje Koordinatörü olan KİPDER Yönetim Kurulu Başkanı Hatice Yıldıran ve Proje Danışmanı dernek Yönetim Kurulu Üyesi Neslihan Serbest ve tarafından verilecek eğitim ücretsiz.
http://www.yenibiris.com/CareerSupport/DisplayArticle.aspx?vID=9049§ionID=9

Genç kariyere turuncu çözüm-Genç Radikal

KİPDER, 30 öğrenciye ders verip onların da 10’ar arkadaşını eğitmesini sağlayacak.

16/09/2008
Genç Radikal

Kariyer Planlama ve İş Geliştirme Derneği, 2008-2009 akademik yılında “Turuncu Şapkalılar” adını verdiği kariyer geliştirme projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Desteğe ihtiyaçları var

Üniversiteye girmek için kıyasıya mücadele edilen ülkemizde üniversite mezunlarının sayısı giderek arttığı halde, istihdam edilebilirlik oranı gelişmiş ülkelerin oldukça gerisindedir. Yapılan istatistiklere göre çalışma çağında olup da iş arayan 2,5 milyon kişinin 600 bini üniversite mezunu. Bu sayı Türkiye’deki tüm üniversitelerden bir yılda mezun olanların sayısına eşit. Öte yandan üniversite mezunlarının yüzde 75’inin öğrenim gördükleri alanın dışında bir iş kolunda çalıştıkları, kariyer bilincine sahip olmadıkları için sık sık iş değiştirdikleri ve kişilikleriyle örtüşmeyen işlerde çalıştıkları için performanslarının düşük olduğu gözlemleniyor. Uzmanlaşmış işgücüne ihtiyaç duyulan günümüzde, bu olumsuz tablo kuşkusuz, işletmelerin küresel pazarlardaki rekabet gücünü azaltıyor.

Arkadaşlara koçluk
Kısa adı KİPDER olan Kariyer Planlama ve İş Geliştirme Derneği, bu sorunlara çözüm bulmak amacıyla 2008-2009 akademik yılında “Turuncu Şapkalılar” adını verdiği Türkiye’nin en büyük kariyer geliştirme projesini hayata geçirmeye hazırlanıyor. Turuncu Şapkalılar Projesi, üniversite öğrencilerinin öğrenimlerini sürdürürken iş yaşamına da hazırlanmalarını, kişisel farkındalık kazanarak emin adımlarla mutlu olabilecekleri kariyere ulaşmalarını amaçlıyor ve bu süreçte gençleri çözümün parçası haline getiriyor.
Proje kapsamında her üniversiteden belli kriterlere göre seçilecek 30 öğrenciye üç gün süreyle “kariyer koçluğu eğitimi” ve altı ay süreyle danışmanlık desteği verilerek her birinin kendisine ve en az 10 üniversiteli arkadaşına kariyer koçluğu yapması istenecek. Başarılı olan öğrenciler Turuncu Şapkalı unvanına sahip olacak. Türkiye genelinde sayıları 1500’ü bulacak olan Turuncu Şapkalılar, yalnız üniversiteleriyle sınırlı kalmayıp bulundukları ildeki lise öğrencilerine de gönüllü olarak kariyer koçluğu desteği verecekler.

Akademik yıl sonunda turuncu bir karavan ile tüm Türkiye’yi dolaşarak lise öğrencilerine tercih danışmanlığı yapacak olan Turuncu Şapkalılar, rehberlik hizmetlerinin yetersiz olduğu bölgelerde gençlerin geleceklerini planlamalarına destek olacaklar. Projenin pilot uygulaması İTÜ ve Kadir Has Üniversitesi’nde yapıldı ve olumlu sonuçlar alındıktan sonra Türkiye genelindeki tüm üniversitelerde uygulanmasına karar verildi.
Turuncu Şapkalılar Projesi’nin tamamıyla gönüllü öğrenciler tarafından yürütülüyor olması ve üniversiteler arası iletişimi daha şimdiden geliştirmiş olması nedeniyle başarılı olacağı kesin. Sadece biraz daha ilgi ve desteğe ihtiyaçları var.

BURCU ÇAĞDAŞ: İTÜ, Çevre Mühendisliği, 2.sınıf

Turuncu Şapkalılar Eskişehir’de

Turuncu Şapkalılar Eskişehirde14 Kasım 2008 Cuma

Öğrenciler arası iletişimi güçlendirip, üniversitelerin başarı düzeylerini yükseltmeyi hedefleyen projeye, Anadolu ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi öğrencileri ev sahipliği yaptı. Üniversitelerde ne yapmak istediğini bilen ve bunu nasıl yapacağının farkında olan öğrenci sayısını artırmayı amaçlayan projenin toplantılarına, kariyerlerine yön vermek isteyen 14 üniversiteden yaklaşık 70 öğrenci katıldı.


İki gün süren etkinliğin ilk gününe Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen de katıldı. İkinci gününde ise tüm üniversite koordinatörlükleri şimdiye kadar proje kapsamında neler yaptıklarını ve yapacaklarını dile getirdi ve sonrasında Turuncu Şapkalılara gönüllülük eğitimi verildi.

 

2008-2009 akademik yılındaki ilk eğitimlerini Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde gerçekleştiren sosyal sorumluluk projesi Turuncu Şapkalılar her üniversiteden 30 öğrenciye "Kariyer Koçluğu" eğitimi vermeyi amaçlamaktadır. Bu eğitimi alan öğrencilerin, başarılı olup olmadıkları denetlendikten sonra, sertifikaları verilecektir. Aynı zamanda her biri farklı üniversitelerde yaklaşık 10 adet olmak üzere, farklı sektörlere ilişkin sektör zirveleri düzenlenecek.

 

 

 

 

Turuncu Şapkalılar-Referans Haber

13.02.2008 | Referans | Haber

Kariyer Planlama ve İş Geliştirme Derneği'nin (KİPDER) yürüttüğü 'Turuncu Şapkalılar Projesi' üçüncü dönemine girdi. Bu evrede üniversitelerden seçilen öğrencilere, Kariyer Koçluğu eğitimi verilerek, üniversitelerindeki diğer öğrencilerin kariyer planlarına destek olmaları sağlanacak. İstanbul Teknik Üniversitesi, Maslak Yerleşkesi'nde 32 öğrencinin katılımıyla sürdürülen projeyle, öğrenciler mezun olurken de yerlerini alacak bir 'Turuncu Şapkalı' yetiştirecek.

Genç Emekliyim, Ne İş Yapabilirim? Zeynep Mengi (Hürriyet İK)

Genç  Emekliyim, Ne İş Yapabilirim?

Zeynep Mengi (Hürriyet İK) 27 Aralık 2009

 

Sosyal Güvenlik Kurumu verilerine göre Türkiye’de yaklaşık 8 milyon genç emekli var. Bazıları maaş az olduğun için, bazıları kendi işini kurmak istediği için, dinlenmek, çocuk doğurmak ya da çocuklarla ilgilenme ihtiyacı nedeniyle erken emekli oluyor. Çoğu kendini el işi kurslarına, geçici işlere veriyor. Çalışma hayatına dönmek istediklerinde ya iş bulamıyor ya da önceki konumlarından daha alt bir seviyede çalışmaya razı oluyorlar. Uzmanlar ise genç emeklilerin eğitim, danışmanlık, koçluk alanlarında profesyonel olarak çalışabileceğini, danışmanlık şirketi kurabileceklerini söylüyor.


Maaş azlığı, iş kurma isteği, tükenmişlik hissi, çocuklarla ilgilenme ihtiyacı, hayallerini gerçekleştirme ya da dinlenme isteği erken emekliliğin başta gelen nedenleri. Türkiye’de sayıları yaklaşık 8 milyon olan genç emekliler, genelde bir boşluğa düşüyor ve ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Tabii erken emekli olmayı isteyen ve planlarını da bu yönde yapanlar da var. Danışmanlık şirketlerine kariyer planı yapma konusunda başvuran genç emekliler arasında kadınlar daha fazla. Çocuk doğurmak, çocuğa bakmak gibi nedenlerden erken emekli oluyorlar. Tekrar çalışmak istediklerinde de karşılarına büyük bir problem çıkıyor: Yaş. Şirketler daha gençlerle çalışmak istiyorlar.

ID Danışmanlık ve Koçluk Hizmetleri’ne danışan on bini aşkın genç emekli var. Aldıkları emekli maaşıyla geçinemedikleri için ek gelir sağlayacakları bir iş talebinde bulunuyorlar. Ancak son üç yılda kariyer danışmanlığı hizmeti alarak kendilerine yol haritası oluşturmayı amaçlayan genç emekli danışanlar da var. Bunların sayısı da 182.En büyük problem geçim sıkıntısı Genç emeklilerin yardım istedikleri konular amaçlarına göre değişiyor. Bazıları doğrudan iş , bazıları iş fikri konusunda destek, bazıları ise hayallerini nasıl gerçekleştirecekleri konusunda danışmanlık istiyorlar. Maddi durumu iyi olup da kendilerini boşlukta hissettikleri için birikimlerini ve deneyimlerini paylaşmak isteyen danışanlar da oluyor. Genç emeklilerin en büyük problemleri geçim sıkıntısı, çocuklarına iyi bir gelecek hazırlayamama endişesi, özgüvenlerini ve iç motivasyonlarını kaybetmiş olma, değersizlik hissi, aile içi anlaşmazlıkların artması vb.

 

ID Danışmanlık ve Koçluk Hizmetleri’nden Hatice Yıldıran, genç emeklilerin eğitim, danışmanlık, koçluk alanlarında profesyonel olarak çalışabileceğini, danışmanlık şirketi kurabileceklerini söylüyor: “Birçok işletmenin kapısından yaş nedeniyle geri dönen genç emekliler, danışmanlık sektöründe yaş ve birikimleri nedeniyle tercih ediliyorlar. Günümüzün ve geleceğin mesleği olarak bilinen ’Yaşam Koçluğu’ da genç emekliler için bir alternatif olabilir. Genç emekliler profesyonel deneyimlerine uygun alanlarda bireysel ya da kurumsal danışmanlık hizmeti vererek kendileri için de Türkiye için de çok önemli bir değer yaratmış olurlar. Çünkü genç emeklilerin en birikimli ve en çok verim alınabilecek dönemlerinde iş hayatının dışında kalmaları ülke ekonomisi açısından ciddi bir kayıptır.”

 

Şirketlere destek verebilirler
Hızın her alana damgasını vurduğu günümüzde danışmanlık yapmak için sürekli yenilikleri izlemek ve kişisel becerileri geliştirmek gerekiyor diyen Yıldıran, genç emeklilere “Koçluk” başta olmak üzere sertifikalı eğitimlere katılmayı, sektörel gelişmeleri yakından izlemeyi, iletişim araçlarını doğru kullanmayı, sosyal çevrelerini genişletmeyi, sivil toplum kuruluşlarıyla yakınlaşmalarını öneriyor.

Bir başka alan da kendilerinin patronu olmak yani girişimcilik. Şirketlerin daha küçük ve dinamik organizasyonlara dönüşmekte oldukları son yıllarda dış kaynak kullanımının yaygınlaştığını ifade eden Yıldıran bu durumun genç emeklilerin bir bölümü için ciddi bir fırsat olduğunu söylüyor: “Genç emekliler uzmanlık alanlarıyla ilgili olarak şirketlere dışarıdan destek verip gelir sağlayabilirler.” Franchise sistemler de az sermaye ile iş kurmada oldukça etkili. Çünkü marka satmak marka oluşturmaktan daha kolay ve daha az riskli. Günümüzde pek çok marka franchise sistemle küresel ağ oluşturuyor. Bu konuda genç emekliler danışmanlık hizmeti de alabilir.”

 

Aidiyet duygusu motivasyonu artırıyor
Sağlık, inşaat, danışmanlık gibi sektörlerde uzmanlık ön planda olduğu için genç emekliler daha rahat iş bulabiliyor. Sivil Toplum Örgütleri de genç emekliler için çok büyük bir fırsat. Ayrıca Kariyer Planlama ve İş Geliştirme Derneği bunu yapıyor. Dünyanın gelişmiş ülkelerinde üçüncü sektör olarak görülen bu kuruluşların istihdam konusunda önemli bir potansiyele sahip olduğu gözden kaçırılmamalıdır diyen Yıldıran, ülkemizde sivil toplum bilinci geliştikçe bu potansiyelden daha fazla yararlanılacağının kesin olduğunu söylüyor: “Genç emeklilere kişisel gelişim programı uygulamalarını, duygusal düşünsel ve fiziksel olarak kendilerini yenilemelerini öneriyoruz. Bu konuda destek alabilecekleri birçok kişisel gelişim merkezi, dernek ve organizasyon da mevcuttur. Sivil toplum kuruluşlarına üye olarak sosyal bir ağ içinde yer almaları da aidiyet duygusu kazandırarak özgüvenlerini ve motivasyonlarını artıracaktır. Bu kuruluşların düzenlediği eğitim programlarına katılabilir, sosyal projelerinde yer alabilir ve kendilerini sürekli yenileyip geliştirebilirler.” Kariyer Planlama ve İş Geliştirme Derneği’nin genç emeklilere ve olumsuz istihdam koşulları nedeniyle kariyerinin zirvesindeyken işini kaybedenlere yönelik olarak yürüttüğü bir kariyer koçluğu ve atölye çalışması var. Dernek, üyelerini uzmanlık alanlarına göre geliştirip danışmanlık statüsünde değerlendiriyor.

 

Ukrayna’da emekliler için üniversite
Ülkemizde emekliler için hayat bu kadar zorken Ukrayna’da emekliler için üniversite bile var. CİHAN Haber Ajansı’nın haberine göre Ukrayna’nın Poltava Bölgesi’ndeki Kremençuk kentinde “Okumanın yaşı olmaz” diye düşünenler için bir emekli üniversitesi açılıyor. Kremençuk idarecilerinden Vladimir Kovalenko, emeklilere hizmet verecek olan okulun Dnipropetrovsk Ekonomi ve Hukuk Üniversitesi’nin Kremençuk Enstitüsü bünyesinde yer alacağını bildirdi. Emekliler herhangi bir giriş sınavına tabi tutulmayacaklar, fakat edindikleri öğrenci kimliğinin bütün avantajlarından yararlanacaklar. İdareciler emeklilerin sabırsızlıkla yaz ve kış tatillerini bekleyeceklerini söylüyor. Eğitim ayda iki defa ikişer saatten iki sene boyunca devam edecek. Emekli üniversitelileri devam eden derslerin yanı sıra çeşitli geziler ve kültürel aktiviteler de bekliyor. Diğer üniversitelerde olduğu gibi emeklilerin üniversitesinin de bir rektörü, amblemi, bayrağı hatta özel bir de marşı olacak. Halihazırda emeklilerin üniversitesinde; Eğitim ve Kültür ile Tarih olmak üzere iki fakültenin açılması planlanıyor. Bu uygulama Ukrayna’da ilk değil. Benzer bir emekli üniversitesi, Volın Bölgesi’nin Kovel şehrinde daha önce açılmıştı. Bu üniversitede 4 fakültede kayıtlı 100 emekli öğrenci bulunuyor.

 

Ücretsiz mesleki ve teknik eğitimler veriliyor
İSMEK İstanbulluların kişisel birikimlerini yükseltmek, mesleki ve sanatsal bilgilerini geliştirmek, pasif tüketici olmaktan çıkıp aktif üretici olmalarına yardımcı olmak, gelir elde etmelerine katkıda bulunmak, istihdam edilebilirliklerini artırmak gibi amaçlarla kurulmuş, örgün eğitimi tamamlayıcı bir yaygın eğitim organizasyonu. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı İnsan Kaynakları ve Eğitim Daire Başkanlığı, Eğitim Müdürlüğü’ne bağlı olarak İstanbullulara ücretsiz eğitim hizmeti veriyorlar. 1996 yılında kurulan İSMEK’te; 2008-2009 eğitim dönemi de dahil toplam, 810 bin İstanbullu eğitim almış. 2009-2010 eğitim döneminde, 200’den fazla kurs merkezinde 123 branşta eğitimler vermeye devam eden İSMEK’e bu dönemde 200.000’i aşkın İstanbullu başvurmuş ve 154.000 kursiyer eğitim almaya başlamış. 2009-2010 kayıtları ise halen devam ediyor. İSMEK’te istihdama yönelik mesleki teknik eğitimlerin yanı sıra, el becerilerini geliştirmeye yönelik el sanatları eğitimleri, geleneksel Türk – İslam sanatları eğitimleri, bilgisayar teknolojileri ve dil eğitimleri, spor eğitimleri, sosyal ve kültürel eğitimler ve müzik eğitimleri de veriliyor. Ayrıca güncel, sosyal, kültürel, ailevi ve benzeri konularda, hayata hazırlayıcı, motive edici, yaşam standartlarını yükseltici konularda seminerler düzenleniyor. 218 kurs merkezinde 123 branşta verilen eğitimlere zorunlu ilköğretim yaşını tamamlamış her İstanbullu katılabiliyor. Alt yaş sınırı 16 üst yaş sınırı ise yok. 2008-2009 yılları arasında 40 yaş üstü 60.550 kursiyer bulunuyordu. Ayrıca İSMEK, 2005-2006 eğitim döneminde 2 yıllık akademik seviyede özel eğitim programlarına başlamış. İSMEK’te Müzik ve Türk İslam Sanatları olmak üzere iki ana alanda, branşlarında akademik kariyer ve isim sahibi uzman usta öğreticiler tarafından 2 yıl süreli eğitimler de veriliyor.

 

Birikimleri kullanamamak ruh sağlığını bozuyor
Genç emeklilerin en büyük problemi kurumların gençleri tercih etmesi. Emekliye ayrıldıktan sonra birikimlerini, deneyimlerini kullanamayan genç emekliler kendilerini bir süre sonra boşlukta hissediyor.
F.Ö: 42 yaşında, 20 yıllık çalışmanın sonunda emekli oldum. Beden eğitimi öğretmeni ve milli voleybolcuydum. Çalıştığım özel okulda beden eğitimi dersleri azalmıştı, iki kişiydik, birimizin ayrılması gerekiyordu, emekliliğe hak kazandığım için ben ayrıldım. Çok büyük bir boşluğa düştüm, planım yoktu. Paraya ihtiyacım yoktu ama boş durmak beni çok sıkıyordu. Kendi işimi kurmaya karar verdim. Bir jimnastik salonu açtım. İş kurmadan önce olumsuz sonuçlanan bir görüşme yaptım. Şu an yaşamımdan memnunum, kendimi sürekli geliştiriyorum, İngilizce öğreniyorum, sağlıklı beslenme vb. eğitimler alıyorum. Ancak 42 yaşında emekli olmak gerçekten bir boşluğa düşürüyor insanı, çünkü daha yapabileceğiniz çok şey olmasına, birikimleriniz olmasına rağmen bu birikimleri, deneyimleri kullanamamak ruh sağlığını bozuyor insanın.

S.Ö: 40 yaşında, 20 yıllık çalışmanın sonunda emekli oldum. Bankacıyım. Kendi isteğimle ayrıldım, evimde oturmanın keyfini çıkarmak istedim. Bir süre dinlendim ancak evde oturunca sosyal çevre bir süre sonra bitiyor, kendinize bakma gereği duymuyorsunuz, emekli maaşı yetmiyor, çocuklarınızın masraflarını karşılayamıyorsunuz. Sıkıntıdan ve mali nedenlerden dolayı yeniden çalışma kararı aldım. İş teklifi aldım, ancak ailevi nedenlerle yeniden çalışma hayatına başlamam 3 yıl sürdü. Yeniden çalışma hayatına başladığımda kuralsızlıklara dayanamadığımı farkettim, bir süre sonra başka bir yere geçtim, fakat orada da yapamadım. Şimdi kendi işimi kurmaya çalışıyorum.

F.D: 50 yaşında emekli oldum. 32 yıl çalıştım. Dış Ticaret ve Finans Uzmanıyım. Emekliliği kendim istedim. Planlarım vardı, boşlukta hissetmedim. Koçluk eğitimi alarak kendimi geliştirdim. Mesleğimle ilgili yenilikleri izliyorum, eğitimler alıyorum. İş aradım ancak istediğim pozisyonda bir iş bulamadım. Alt pozisyonlarda da çalışmak istemedim. Şu anda danışmanlık şirketlerinin projelerinde bağımsız danışmanlık ve koçluk yapıyorum. Piyasalar düzeldiğinde kendime ait bir danışmanlık şirketi kurmak istiyorum.

 

Zor bir döneme ’merhaba’
B.E: Türkiye’nin büyük şirketlerinden birinde 23 yıl yönetici kademesinde çalıştıktan sonra emekliye ayrıldım. Bu, tıpkı beşinci viteste sol şeritte son hızla giden bir arabanın birdenbire durdurulması gibi birşeydi. Genç emekli olmak aslında zor bir döneme merhaba demek oluyor. Türkiye’nin bu koşullarında gençlere iş bulunamazken, emeklilere hiç iş bulunamıyor ve siz tüm birikimlerinizle evde oyalanacak bir şeyler aramaya başlıyorsunuz. Önce el sanatları gibi konulara merak sarıyorsunuz ama bu da tatmin edici olmuyor. Sosyal sorumluluk projelerinde yer alıyorsunuz, birkaç küçük danışmanlık işi yapıyorsunuz ama beklediğiniz iş, bir türlü sizi gelip bulmuyor. Bu günlerde Turuncu Şapkalılar Projesi ile tanıştım. Yaşları 19 ile 50 arasında değişen bir grupla yaptığımız atölye eğitiminden keyif aldım. Grubun en yaşlısı bendim. Önce öğrencilik yaptığım bu projede, şimdi eğitmenlik yapıyorum ve yeni gençlerle, yeni arkadaşlarla tanışmaktan inanılmaz zevk alıyorum.

Nevin Hazar: 38 yaşında emekli oldum. 7 yıl kütüphane memurluğu, devamında 2,5 yıl özel sektörde teleks operatörlüğü yaptım. Oradan ayrıldıktan sonra, 5 yıl da isteğe bağlı olarak dışarıdan sigortamı ödeyerek, o zamanki yasalara göre 20 yılın dolmasını bekleyip emekli oldum. Kendi isteğimle ayrıldığım son işimden sonra ailevi nedenlerden ötürü şehir değiştirdik. Tekrar işe girmedim çünkü çocuğumu kendim büyütmek istedim; taşındığımız yeni şehirde işe girmeyerek ve isteğe bağlı sigorta ödemesine başlayarak, bir an önce maddi açıdan biraz olsun rahatlamak istedik. Eşimin kazancı düşmesine rağmen, kendi evimizde oturmaya başladığımız için ve kızımın büyüme döneminde yanında olmak için, tekrar işe girmeyi düşünmeyip, zorlanarak da olsa,”dışarıdan ödeyip” bir an önce emekli olmak istedim. Boşluğa düşmek gibi bir duygu yaşamadım. Çünkü, özellikle maddi açıdan, gerçekleşmesini beklediğim bir şeydi. Kendimi oyalamak için el işi ve mutfak işleriyle uğraştım. Ayrıca son yıllarda hayatıma internetin de girmesiyle, oyalanacak başka bir şeye ihtiyaç duymadım.

Çevremden genç gösterdiğim için, “böyle genç emekli mi olur!” tepkileriyle karşılaştığım çok olmuştu. Yeniden çalışmayı denemedim. Hobi olarak gerçekleştirdiğim şeyleri -el işleri ve mutfak ağırlıklı olmak üzere- ticarete dökme anlamında bir şeyler yapmayı istememe rağmen, cesaretim ve girişimci ruhum olmadığı için bu konuda somut bir adım atamadım. Bundan da çok rahatsızlık duymadım, çünkü sonuç olarak, yaptıklarını hediye ederek mutlu olan emekli bir ev hanımı oldum.

 

Kim ne alıyor?
31 Temmuz 2009’da Hürriyet ekonomide çıkan habere göre milletvekili (25 hizmet yılına göre) 4 bin 669 lira, Genelkurmay Başkanı 5 bin 541 lira, Anayasa Mahkemesi Başkanı 3 bin 878 lira emekli maaşı alıyor. 25 yıllık Danıştay, Sayıştay Başkanları ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 3 bin 878 lira, Kuvvet Komutanları 4 bin 352 lira, Korgeneral-Koramiraller 3 bin 512 lira emekli maaşı alıyor. Emekli rektörlere 3 bin 86 lira, profesörlere 2 bin 912 lira, valilere 3 bin 112 lira emekli maaşı ödenirken, TBMM’deki bir daire başkanının emekli maaşı 3 bin 112 lira, diğer daire başkanlarının 1668 lira, genel müdürlerin de 3 bin 86 lira. YÖK Başkanı’nın emekli maaşı 3 bin 878 lira, Devlet Personel Başkanı’nın 3 bin 112 lira, Diyanet İşleri Başkanı’nın 3 bin 403 lira, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) Başkanı’nın emekli maaşı da 3 bin 86 lira. Emekli Merkez Bankası Başkanı ’na da 3 bin 512 lira maaş ödemesi yapılıyor. Başbakanlık Müsteşarının emekli maaşı ise 3 bin 878 lira. 7’nin 9’undan emekli olan normal bir memurun eline ise 842.82 lira emekli maaşı geçiyor. Emekli cumhurbaşkanları ise 10 bin 800 lira emekli maaşı alıyor.

 

Kaynak: Hürriyet İK
Yazar Zeynep Mengi

Scroll Up